25 Ağustos 2012 Cumartesi

LIE TO ME

BAŞLAYACAKLARA ÖZEL VE FİNAL HAKKINDA BİR YAZI
 Lie To Me ilk bölümünü izlediğinizde size altın madeni bulmuş sevincini yaşatan, ama 2. sezonun ilerleyen bölümlerinde bu sevince söndüren gizem,suç dizisidir.Eğer gizemli,cinayet ya da kayıp olaylarını inceleyen dizileri seviyorsanız, bu diziyi de kesin seversiniz. Ama dizi bu tür dizilerden daha farklı bir yol izliyor. Pek çok dizi suçluyu bulmak için deliller kullanırken , Lie To Me de kişilerin yüz ifadelerine bakarak onların yalanını yakalıyorlar. Aslında ilk bölümlerde farkı hissedip diziye bağlanıyorsunuz ama sonra tempo düşüyor, eski zevki alamıyorsunuz. Dizi zaten 3 sezon sürmüş ki buradan da genelde 7-8 sezonu görn dizler olduğu düşünülürse tutmamış olduğu çıkarılabilir. 
 Gene de Tavsiyem sonra eski tadını kaybetse bile izlenmesi gereken bir dizi olduğu yönünde. İlk başta sizi o kadar sarıyor ki etrafınızdakilere bakıp yalanlarını yakalamaya çalışmaya başlıyorsunuz. Bir de dizinin artısı pek çok mikro ifadeleri anlatırken  ünlü politikacıların yüz ifadelerini göstermeleri.Bu diziyi daha canlı ve gerçekçi kılıyor.
Kısaca karakterleri tanıtalım.


 Cal Lightman (Tim Roth) : Önce şunu belirteyim Tim Roth karakteri o kadar iyi canlandırıyor ki, diziyi sırf onun için bile izlersiniz. Mimikleri ve aksanı onu vazgeçilmez kılıyor. Neyse Lightman insanların mikro ifadeleri çok iyi okuyabilen bir doktordur. Kendisi Foster ile ortak olup şirketini kurar ve polis,FBI,CIA gibi kurumlara suçluları yakalamak için danışmanlık yapar.Yalan makinesi misali biridir. Boşanmış, tek çocuklu bir adamdır kendisi Çok da iyi bir babadır, kızı Emily ilişkisinde biraz da Türk babası modeli çizer. Kısacası izlerken keyif veren bir karakterdir.
 Gillian Foster (Kelli Williams): Lightman'ın ortağı ve  psikiyatris. Gayet sempatik bir karakter hemen ısınacağınız bir tip. İlk an acaba Lightman ile aralarında bir şey var mı diye sorsak da evli olduğunu öğrenince düşünceleri kafamızdan siliyoruz.Ama daha ilk bölüm sonunda kocasının sağlam pabuç olmadığını öğreniyoruz. Bu tarz pek çok dizide ipe sapa gelmez baş erke karakteri bastırmaya çalışan kadın karakterler olur ya, işte Foster da o görevi üstleniyor.
 Eli Loker( Brendan Hines):Ekibin en ilginç karakteri. Onu ilk başta her zaman doğruyu söylemesi ile tanıyoruz.Yani bayağı bir patavatsız., ama işinde de çok becerikli.
 Ria Torres(Monica Raymund) : 2 kelimeyle anlatırsak kendisi doğuştan yetenekli.Diğer ekip üyelrinin aksine mimikleri okumak için yıllarca eğitim görmemiş.Tabi bu hayatını bu yola harcamış Lightman'ı arada sırada sinir etmiyor değil. İşin aslı dizide en itici bulduğun karakterdir kendisi.
 Bir de FBI ajanı Reynolds var ama diziye sonradan gelen bir karakter olduğu için spoiler içermesin diye değinmeyeceğim.
 Yazımın bundan sonraki kısmı biraz spoiler içeriyor. Bence dizinin ömrünün kısa olmasının bazı nedenleri var ve onlara değinmeden geçmek istemiyorum. En büyük sebep bence bölümlerin birbirinden bağımsız konular işlerken, sezon finallerinden beklentimizin en azından ana karakterlerimizin hayatından bir parça içermesiydi. Ama sezon finalleri sadece diğer bölümlerden farkı olmayan, bir konu üzerinde duran bölümler olması seyircide hiç merak hissi uyandırmıyor. Bu durumda diziyi gözden düşürüyor. Bir de 2. sezon finalinde Emily ile ilgili gereksiz bir konuya değinmeleri sezon finali kalitesini düşürmüş. Sonraki sebep Foster'ın boşanmasının ardından herkesin Lightman ve Foster ilişkisi başlayacak diye umutlanmasına hatta senaristlerin sevgili olacaklar imalarına karşın bu ilişkinin bir türlü başlayamaması seyirciyi hayal kırıklığına uğrattı. Ve bütün olaylar içerisinde Lightman kendine hep başka sevgililer buldu. Emily'nin tavırlarına değinmezsek olmaz başlarda hanım hanımcık bir kızken sonraları saygısızca konuşmaları , laf dalaşında babasına yetişmek için çabaları falan derken sıkmaya başladı. Bir de özellikle 3. sezonda Lightman Loker'i sürekli küçümsemeye ve aşağılamaya başladı ki bu bana House dizisinde House'ın Chase'i aşağıladığı zamanları anımsattı.Özgünlük uzak kaldı yani. Ve son olarak bazı sağlam kurgulu bölümleri tek bölümlük yapmaları resmen konuyu çarçur  etmek olmuş. Misal 2. sezon 11.  bölümü çok beğenmiştim.Bölümde Veronica Mars dizisindeki Logan Echolls rolü ile tanınan Jason Dohring konuk oyuncuydu ve diziyle kimyası bayağı uyuşmuştu. Bence bu bölüm ucu açık bırakılıp sezon sonlarına doğru çözülebilirdi. Şimdi eğer spoilere aldırmadan yazıyı okuyup bu kadar olumsuz özelliğine karşın neden tavsiye ediyorsun diyen olursa ,1. sezon sonrası başlayan bir düşüş olduğunu daha öncede söylediğim için ilk sezonunun diğer sezonlar yüzünden harcanmasına gönlüm razı olmadığı için derim.  Ve tabi zevk meselesi belki diğer sezonları daha çok beğenenler olmuştur. yani özetle iyi seyirler...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...