4 Eylül 2014 Perşembe

STONE-ŞANTAJ(2010)

Evli bir çifti izleyerek açılışı yapıyoruz.Genç kadın evlilikten o kadar bunalmış ki kocasının yanına gelip,ayrılmak istediğini belirtiyor.Buraya kadar idare ediyorduk lakin adamın yukarı fırlayıp kızını uyurken yatağından kaldırıp,pencereye götürüp,benden ayrılırsan atarım aşağı moduna bürünmesiyle feleğimiz şaştı. Zaten feleğinizin şaşacağı bir iki sahneden biriydi. 
Ardından yıl atlıyoruz ve artık yaşlanmış çiftimizi kilisede görüyoruz; Jack Mabry(Robert De Niro) ve Madylyn Mabry(Frances Conroy)...
Yavaş yavaş karakterlerimiz tanıyoruz. Jack şartlı tahliye memuru,emekliliğine sayılı günler kalmış.Son dosyalarıyla ilgileniyor. Bunlardan biri de Gerald 'Stone' Creeson'un (Edward Norton) dosyasıdır. Stone büyükanne ve büyükbabasının cesetlerini ortadan kaldırabilmek için kundakçılık yapmış ve bu suçtan hüküm giymiş bir mahkumdur. 8 yıldır içeridedir ve 3 yıl erken çıkmasının yolu Jack'e kendini kanıtlamasından geçmektedir. 
Jack ile sohbetlerinden sonra Stone karısı  Lucetta( Milla Jovovich) ile konuşuyor. Ona bir ton duygu sömürüsü yapıyor. İntihar bile etmeyi düşündüğünü daha fazla hapishanede kalamayacağını söylüyor. Lucetta'yı Jack ile konuşmalı bir şekilde onu Stone'i şartlı tahliye kurulana sevketmesini sağlamalıdır.
Acaba Lucetta kocasının şartlı tahliye ile hapisten çıkmasını sağlayabilecek midir?

Gelelim yoruma bu filmi tek kelimeyle beğenmedim.Hani anlamıyorum böyle on numara oyuncuları toplayıp böyle bir film yapmayı nasıl becermişler. Bence böyle bir kulvarda Oscar bile alabilirler. (Muazzam kadrolu bir film nasıl berbat edilir?)  Dediğim gibi filmde gördüğümüz bütün oyuncular dört dörtlük oynuyor. Buna itiraz yok. Zaten Robert De Niro,Edward Norton,Milla Jovovich gibi oyuncuları kötü oynamışlar diye eleştirebileceğimi sanmıyorum  malum onlar kendilerini ispatlamış oyuncular. Ama senaryoya gelince o kadar berbat o kadar sıkıcı o kadar durağan bir senaryo ki, yarıda kapatmamak için kendimi zor tuttum diyebilirim. Hadi film sıkıcı  ilerledi diyeceğim ya sonu resmen daha sıkıcı bir son olamazdı. Film bittikten sonra sağda solda yorumları okudum,hani kadro muazzam ya filmde kesin iyi olmalı görüşündeyim,belki ben bir şey kaçırmışımdır,belki ruh halim kötüydü filme yansıttım ama yok. Okuduğum onlarca yorumdan çıkardığım filmin için sinemaya gidip izleyenlerin çektiği azap.Diyeyim 100 kişiden 2 kişi bile beğenmemiş ki beğenenleri de pek anlamadmı çünkü filmi felsefik,psikolojik yönünün dört dörtlük olduğunu iddia ediyorlar hatta herkesin anlamayacağını öne sürüyorlar böyle de bitiriyorlar yazılarını. Ama öyle ağır bir filmse bana biraz açın filmi işte şurada bu detay burada bu incelik var deyin ki ben de anlayayım filmi. (Bu belirtmeyi filmi beğenen bir kesimde olduğunu belirtmek amacıyla yaptım. Bu kadar olumsuz eleştirinin ardından biraz farklılık olsun,ayrıca filmin böyle sağlam bir alt metni varsa bana bildirirsiniz istedim.) Filmin tek beni değil pek çok kesimi açmadığına eminim keza IMDb böyle bir kadroya 5.4 puan vermişse varın gerisini siz düşünün.
Dediğim gibi beğenmedim,ki normalde sevilen ya da iyi olduğu düşülen oyuncunun bütün filmi kurtarabileceğini düşünürüm. Bu en büyük istisnam  olacak. İzlemenizi tavsiye etmem ama yukarıda dediğim gibi 100'de 2 bile olsa beğenen bir kesim var belki onlardan olabilirsiniz. Ama izlenecek o kadar güzel şey varken...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...