3 Mayıs 2015 Pazar

AUGUST RUSH-KALBİNİ DİNLE(2007)

Yetimhanede kalan bir çocuğun Evan Taylor'un(Freddie Highmore) müziğe olan ilgisini ve müziğin anne babasını bulmasını sağlayacağına olan inancını izleyerek filmin açılışını yapıyoruz.


 Evan büyük bir umutla ailesini bulacağına inanırken biz de 11 yıl öncesine dönüyor ve Evan'ın anne babasını tanıyoruz. Daha doğrusu ikilinin tanışmasını izliyoruz.Louis Connelly(Jonathan Rhys Meyers) seyircileri yıkan bir rock müzisyeni,
Lyla Novacek(Keri Russell) şahane ötesi bir çellocu.
İkilinin terk ortak noktası müzisyen olmaları ama bir gün bir partide kalabalıktan kaçıp çatıya sığındıklarında tanışıp yıldırım aşkına çarpılıyorlar. Ama bu birliktelik pek çok talihsizlikten dolayı kısacık sürüyor. Ardından Evan'ın nasıl yetimhaneye gittiğini ve ikilinin yollarının nasıl ayrıldığını izliyoruz.

Günümüzde ise Evan'ı ziyarete gelen görevli Richard Jeffries(Terrence Howard) ona bir umut aşılıyor ve Evan bunun üzerine yetimhaneden kaçıyor.
Başlangıçta Jeffries'i bulmak için çalışırken müziği takip edip,onun kendisini  bambaşka yerlere götürmesine izin veriyor.
Ve bu yolun sonu müzisyen çocukları toplayan ve onları sokaklarda çalıştırıp paralarını alan "Büyücü" lakaplı Maxwell Wallace'e(Robin Williams) çıkıyor.
 Daha ilk gün eline geçen gitar ile ortaya muhteşem şeyler çıkaran Evan Büyücü'nün gözünde kat kat değerleniyor.


Evan yeni ortamına alışırken anne ve babası başka şehirlerden New York'a gelme kararı alıyorlar. 
Acaba 11 yıldan sonra üç farklı yerdeki karakterlerimizin ağları onları bir araya getirmek için örülecek mi?

Gelelim yorumuma film bizim klasik Yeşilçam filmleri andırıyor inkar etmeyeceğim ama onlardan farklı olarak bambaşka bir havası var ne bileyim izlerken huzuru,mutluluğu,sevgiyi bazende üzüntüyü hissediyoruz ayrıca müziğe kelimenin tam anlamıyla doyuyoruz. Bizim filmlerden en büyük farkı masalsı bir hava olması onu da belirteyim. Ayrıca yanakları sıkılası Freddie Highmore öyle bir oynamış ki müziğe olan sevgisini öyle bir yansıtmış ki onun gitar çalarken ki mutluluğu  Allah herkese sevdiği işi böyle mutlulukla yaptırsın dedirtti bana. Film boyunca başta Freddie Highmore'in ardından kadronun geri kalanının oyunculuğuna bayıldım. Sonuç olarak ;kurgunun masalsılığı gerçek yaşamla birleşince ortaya bazı mantıksızlıklar,bizim yok artık diyeceğim rastlantılar çıkmış eğer filme kendinizi bırakmayıp mantığa takılan tiplerdenseniz filmi size önermem ama ben koltuğuma oturup,filmin kollarını kendimi bırakır eğrisine doğrusuna pek karışmam şöyle film bitince bir mutluluk hissedeyim derseniz şiddetle tavsiye ederim.( IMDb tarafından 7.6 puan alan film pek çok kişinin filmin masalsı yönüne kapılarak izlediğinin bir diğer göstergesi.)

10 yorum:

  1. İzlemiştim ve çok beğenmiştim.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. İnsanın içine dokunan bir filme benziyor..

    YanıtlaSil
  3. çok güzelmiş, listeye alıyorum

    YanıtlaSil
  4. Ben de izlemiştim çok sevmiştim ♥

    YanıtlaSil
  5. Yeşilçam klasik filmleri senelerdir kanallarda gösteriliyor ve her defasında hiç olmazsa şöyle biraz bakmak isterim. Filmi seyretmedim ama güzele benziyor,verdiğiniz bilgiler için teşekkürler.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...