28 Ocak 2018 Pazar

BIG FISH- BÜYÜK BALIK (2003)

Hayatınız boyunca babanızın sizi sadece masal anlattığını hayal edin, yüzlerce kez dinlediğiniz imkansız şeylerin yanı sıra yavaş yavaş babanızı gerçekten tanımadığınızı düşünmeye başlamanız ne kadar yakındır sizce?
Belki size göre bu imkansız ama Will Bloom (Billy Crudup) için öyle değil, Will babası Edward Bloom (Albert Finney) ile bu masallar yüzünden kavga eder ve uzunca bir süre onunla konuşmaz.

Ta ki annesi Sandra'dan (Jessica Lange) babasına yapılan kemoterapinin işe yaramadığı haberini alıncaya kadar. Will ve hamile karısı Josephine (Marion Cotillard) bir uçağa atlayıp soluğu Bloom ailesinin yanında alırlar.
Baba ve oğul tekrar bir araya gelir ve Edward kendini gene masallarda kaybeder.
Filmin büyük kısmı Edward'ın anlattığı masallardan oluştuğundan onlarda bahsedelim biraz. En çok dinlediğimiz masal Edward'ın yakalanamayan bir balığı nasıl yakaladığını anlattığı masal , sonrasında Will'in doğumu var ardından çocukluğunda kasabanın cadısının (Helena Bonham Carter) gözlerinden ölümünü gördüğü an geliyor. Evet Edward anlattığı masalların baş kahramanı, yavaş yavaş genç Edward'ı (Ewan McGregor) tanıyoruz. 
Kasabanın en mükemmel insanı iken bir devi kasabasından uzaklaştırmak ve dünyayı keşfetmek için yolculuğa çıkar.
 Bu yolculuk sırasında hayatının aşkıyla tanışır ve ona ulaşabilmek için sirkte çalışmaya başlar. 
Kısacası bir tarafta hasta yatağındaki Edward'ı dinliyor diğer tarafta masallarda Edward ile birlikte büyülü bir dünyada kayboluyoruz. 
Bakalım Will babasının son zamanlarında onu gerçekten tanıyabilecek mi yoksa gene masallarla mı idare edecek?

Ben bu filme tek kelimeyle bayıldım, resmen filmin içinde kayboldum. Hani tebessüm ettiren filmler derler ya bu film o listelerin tepesine taşınmalı. Öncelikle Edward'ın anlattığı masalların şahane ötesi olduğunu belirterek başlayayım, rüya gibi kasabalar, eğlenceli sirkler, uzun yolculuklar her parçası hem bizden olan hem de bize uzak olan birbirini tamamlayan masallar... Bu masalların görsellik açısından dört dörtlük olduğunu eklemek gerek ki yönetmen koltuğunda Tim Burton'un oturduğunu düşünürsek gayet normal bir durum. Masalların dışında baba oğul ilişkisi, Edward ve aşkının kavuşması filmi güçlendiren detaylardandı. En güzel yerlerden biri ise akıllara kazınacak kadar kaliteli olan replikler. 
Ne yazsam eksik kalır, ne kadar övsem az kalır. Yukarıda yazdıklarım dahi hissettiklerimin onda biri etmez, okurken ne kadar yavan anlatmışım diyorum. Ama işte anlatılmaz yaşanır derler ya bu da yazılmaz izlenir gibi bir şey oldu. 
Son söz kesinlikle bir kez daha izleyeceğim IMDb'den 8 puan alan bu film masallar dünyasında kaybolmak isteyenler için birebir. 


12 yorum:

  1. Bu filme şans eseri rastlayıp izlemiştim, daha doğrusu gözüm takıldı derken bir bakmışım izliyorum :) Sımsıcaktı, ben de çok sevmiştim.

    YanıtlaSil
  2. Masallar dünyasında kaybolacaksam ben bu filmi izlerim. Emeğinize sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, umarım seversiniz :)

      Sil
  3. bu filmi hiç izlemedim aklımda olsun :)

    YanıtlaSil
  4. Yıllar önce izlemiş ve çok sevmiştim. Tam kendini iyi hisset filmi. Moralin bozuk olduğunda izleyip mutlu olmalık :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen, bu tarz filmleri her zaman bulamıyoruz ama bulduklarımız genelde güzel çıkıyor :)

      Sil
  5. Harika bir tanıtım yazısı olmuş. Şimdi izleyesim geldi :)

    YanıtlaSil
  6. albert finney'in süper bir oyuncu olduğunun farkına varmamızı sağlayan pamuk şeker tadında bir masal.
    filmdeki karakterlerin çocukluk, gençlik ve yaşlılıkları birbirine o kadar çok benziyor ki inanılmaz, yarışma mı düzenledin, adam mı klonladın tim amcacığım?

    bir de film bazıları için beş dakika önce bitiyor, sanırım ben de o gruba dahilim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet izleyenlerin çoğu için kısacık bir sürede bitmiştir film çok güzel zira. Dediğiniz gibi oyuncu seçimleri bayağı ince eleyip sık dokunulmuş bir iş çıkarmış :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...