19 Eylül 2012 Çarşamba

PERCEPTION

8. BÖLÜM
 9. bölüm yayınlandığında yorumlara şöyle bir göz attım ve bölümün devamının sezon finaline kaldığını gördüm.  Tabi meraktan çatlarım 1 hafta diye izlemedim. Ama dün yayınlanması gereken sezon finali hala yayınlanmadı. İyi ki de izlememişim yoksa merak merak... 
 Ben de bari 8. bölümü yazayım dedim.Bu bölümde Pierce ders anlatırken sınıfta uyuyan çocuğa takılıyor ve çocuğun ödevinin mükemmel olduğunu fark edince,soluğu dekanın  odasında alıyor.Futboldaki başarısıyla ünlenen öğrencinin kopya muamelesi görmesi dekanın çok ilgisini çekmiyor. Zaten kampüste cinayet haberi gelince mecbur kopya olayı 2. plana atılıyor. Moretti malum profesörle randevudayken,onu desteğe çağrıyorlar. Pierce bu sefer dersine gelmeyen süper zeka öğrenciyle takışıyor. Kopyacı çocukla ilgileniyor. Tabi cinayeti de çözüyor.
 Ama bir üniversitede dönen kopyaydı,ilaçtı falan parmak ısırtıyor.Ne üniversiteymiş be dedim

18 Eylül 2012 Salı

PERCEPTION

7.BÖLÜM
  Bu bölüme kısa bir özet yapalım. Çünkü sezon finali yayınlanmak üzere ve ben 3 bölüm gerideyim.
Kısaca Pierce yükselmekte olan yargıcın aldığı tehdit mektupların inceler.Şizofreni tanısı konmuş birinin yazdığı mektuplar, Pierce'nin onu incelemeye gitmesine neden olur. Adamın aslında yargıca büyük bir sempati beslediğini, Hatta yargıcı Nemesis olarak nitelendirdiği gören Pierce Ondan bir zarar gelmez beyanında bulunur. Ama ne yazık ki yargıç öldürülür. Şizofreni olan adamda suçu itiraf eder. Peki gerçekten öyle midir, yoksa işin içinde bir şeyler var mıdır?Pierce FBI tarafından dışlansa da gerçeği aramaya başlar.Moretti yardımıyla tabi.(dip not Moretti'nin patronu ile tanışıyoruz)

17 Eylül 2012 Pazartesi

KAYIP ŞEHİR

 Kanal D'nin  cuma akşamları için ayırdığı dizi açılışını yaptı. Ben de izleme imkanı buldum geç olsa da yazmak istedim.
 Öncelikle dizide Gökçe Bahadır'ı görünce benim için 1-0 önde başladı. Çünkü Gökçe Bahadır'ı çok severim. Sonra Uğur Polat'ı gördüm.Tamam garanti izleyeceğim dedim. İlk bölüm olduğu düşünülürse gayet iyiydi. Ama önceden belirteyim o müzikler nasıl bir şey ya. Sırf müzikler için bile izlenir.Özellikle Sezen Aksu'nun İstanbul Yokmuş Bundan Başka şarkısını dizi izlememişseniz dinleyin derim.
   Uzun bir bölüm incelemesi yapacağım.Malum ilk bölüm olunca çok ciddi spoiler olmayacak. Ama yok tadı kaçar diyorsanız okumayın.Aileyi tanıtayım.Direk konuya dalacağım.
  Karadeniz'den İstanbul'a göç eden bir ailemiz var. Meryem annemiz. 5 oğlu 1 kızı var. İsmail dedemiz var Ahmet Mekin'in canlandırdığı.Yeşilçam ustalarını görmek ise ayrı bir mutluluk verdi. Çocukların biri İstanbul'da yaşayan,zaten onun yanına yerleştikleri,İsmail. Bir haltlar karıştırıyor ama hadi bakalım hayırlısı.
Ardından İrfan geliyor.İpe sapa gelmez bir tip. Futbolculuktan başka bir şey yapamam ayaklarında. Sonra Kadir geliyor.İlk bölümden sempatimizi kazanan bir karakterdir. Tek kızımız Seher üniversiteyi yeni kazanmış, şu an için hanım hanımcık görünen bir kız. Bir de Sadık var.Çevrenin ne dediğini çok takan birine benziyor.Ve en küçüğümüz Hakan şirin mi şirin bir çocuk.
  Yerleştikleri evin sokağında daha ilk günden kavga eksik olmadığı gören aile, bir de gece kapını zorlanmasına uyanıp karşılarında sarhoş Aysel(Gökçe Bahadır)'i görünce ne hale geldi tahmin edin.Aysel yanlış daire olduğu anlayınca basıyor küfrü. Tabi bipli. Dip not Gökçe Bahadırın ilk repliğinin bir küfür olup biplenmesi ilgincime gitti. Dizi 4-5 sene sürse ve acaba şöyle bir bakalım ilk bölümlere desek karşımız ilk repliğin böyle olması çıkınca bayağı garip olur herhalde. Bir de anne oğlu İsmail'e nasıl buralar da yaşadın deyince kadına sorasım geldi durumunuz belli, herhalde boğaz manzaralı daire beklemiyordun dedim. İrfan daha ilk görüşte Aysel'den etkilendi. Hatta Aysel'in yukarı çıkıp da Ethem evine git diye söylendiğini bile dinledi.
 Bir de Ethem(Uğur Polat) var kendisi futbol kulübü başkanı.Aysel'e takık. Tabi İrfan'ın bildiği biri.Sabah apartmanın önünde arabasında Ethem'i uyurken görüp,dün gece Aysel'in söylenmelerinin bağını kuramayan İrfan Şaşkınlık yaşıyor.
 Ev halkı iş arama telaşında. Annesi İrfan'a eğer ayarlanan işten avans alamazsan bileziklerimi bozdur diye eline tutuşturuyor bilezikleri.İrfan(burayı beğendim için yazıyorum) iş yerine giderken telaştan simidini yere düşürüyor ve yerden kaldırıp,öpüp alnına koyuyor işte nimete olan saygısını takdir ettim. (tabi ilerleyen sahnelerde sinir olsam da İrfan'a) İrfan patrondan avans isteyince patronun "bak bu sinir topu bu da boş kasa" demesi dişe dokunur bir replikti. Tabi zaten işte gözü yok ya avansta alamayınca İrfan kaçar moduna geçti.Kendini sahalara atsa da amacına ulaşamadı.Öte yandan Kadir kuru temizlemeci de işe başladı. Takdir ettim çocuğu ya. Annemiz ise Hakan'ı okula yazdırmaya götürdü. Müdür 100 küsür TL bağış yapacaksınız der. Anne durumumuz yok der ve bilin bakalım küçücük çocuğun yanında müdür ne der."O zaman haftada bir camları silmeye gelirsin" Hakan sinirden gömleğinin düğmesini koparır, böyle eğitimcilere değil böyle insanlara yazıklar olsun.
  İrfan bilezikleri bozdururken Aysel'i görünce parayı alıp, onun peşine düşer. Bu sırada bir hayat kadını dövülüp sokağa atılır. Aysel arkadaşına koşar. İrfan ile hastaneye götürürler. Bu sırada düşüncem hastane parasını o bileziklerle ödemez umarım olur. Ama tabi hastane parası İrfan'ın cebinden çıkar ve elde bileziklerden beş kuruş kalmaz.Üstüne üstlük hasta arkadaşını evine götürünce İrfan bir rahat bir rahat yayılır. Ama Aysel borcumuz borç der İrfan'ı gönderir.(Gökçe Bahadır şahane olmuş, ezik Leyla'dan böyle bir karaktere geçişte sorun yaşamamış, kıyafet falan bir yana, saçları ayrı bir şahanelikte,kim yaptıysa ellerine sağlık)İrfan annesine paranın olmadığını söyleyince anne basar tokadı.Ama sabah sorun kalmaz merak etmeyin, anne yüreği işte.
 Sabah İrfan'ı top sektirirken gören Aysel onu Ethem ile bağlantıya geçiriyor.İrfan bağlantıya geçmeden önce Kadir kuru temizlemecisine gidiyor.Dünden kanlanan gömleği vermeye.Oradan ipek gömleği çalıyor.Ya niye kardeşini işinden edecek bir şey yapıyorsun İrfan? Orada çalışan ve komşuları olan kızcağız olayı görüyor ama ses çıkaramıyor.Neyse soluğu kulüpte alıyorlar.Zaten Aysel ile ilişkisi malum olan Ethem İrfan'a bir şans veriyor. Tabi çocukla Aysel arasında bir şey var mı paniği de yaşıyor. Kuru temizlemedeki gömlek olayı komşu kızının başına patlıyor ve haftalığından oluyor.Kadir eve giderken Aysel ve İrfan'ı görüyor. Üzerindeki ipek gömleği gören Kadir öfkeleniyor ve gömleği yırtıyor. Keşke alsaydın yarın dükkanda bir yere tıkıştırırdın,sonra da rastgele bulmuş gibi yapardın belki kızın haftalığını bir ihtimal kurtarırdın. Neyse Kadir önden İrfangil arkadan eve geçerler. Ethem İrfan ve Aysel'i eve girerken görür ve çıldırır.İrfan eve gelip Kadir'e kızacakken, Kadir hem İrfan'ın hem ailenin hem de bizim yüreğimize dokunacak sözü söyler. "Sen o kızın 1 haftalık emeğini çaldın."
 Ertesi sabah İrfan deneme maçına gider. Meryem ise gizli saklı bulaşıkçılığa gider.Meryem bulaşıkları yıkadıktan sonra giderken,dolapta gözüne takılan 2 parça eti de alır. Ama yolda dağılır, ağlar ve eti de sokaktaki bir köpeğe verir. İşte buradaki mesaj çok önemli. Kişini yaptığı kötülük sonrası yaşadığı vicdan muhakemesi anlatılıyor. Çalabilirsiniz ama vicdanınız onu ne sizin ne çocuklarınızın boğazından geçirtir. Kaç dizi de böyle şeyler görüyoruz ki. İrfan ise maçta golünü atıp parasını almıştır. Sözleşme imzalayacak diye sevinç içindedir.Ev halkı çok mutlu olmuştur. Ama Ethem sinirlenir ve sözleşmeye onay vermez.Aysel'in evine gider.İrfan ise kutlama için Aysel'e gitme planı yapar ama sözleşmenin iptal olduğu haberi ile yıkılır. Biraz gezer ve eve döndüğünde Ethem'i arabasında görür. Konuşma boyutu Ethem'in sopa ile arabadan fırlayıp İrfan'a saldırır. İrfan sopayı kapar ve vuracak mı vurmayacak mı derken dizi biter.(Buradaki müzikte gerilim yansıtması açısından şahaneydi)
  Kısa notlar
  Dizide siyahi karakterlere yer verilmesini çoğunluk gerçekçilik olarak değerlendirmiş.Bu da beni düşünmeye itti. Şu güne kadar kaç dizide gördük ki. Ben pek hatırlamadım ama bir iki dizide  olmuştur.Bir de öyle güllük gülistanlık bir yaşam görmemek daha sağlam bir bakış açısı olmuş. İşte içimizden bir İstanbul çizmişler.
 Kısacası oyuncuları,müziği,konusu, işlenişi,gerçekçiliği ve mesajları ile izlenilecek bir dizi olmuş.Umarım reytinglerde daha üst sıralarda görürüz.

16 Eylül 2012 Pazar

ADINI FERİHA KOYDUM EMİR'İN YOLU

VE FERİHA'NIN KEMİKLERİ SIZLAR
  Aslında sezon açılışından sonra yeni bölümlere bakmayacaktım ama reytingde fark atmadan da olsa 1. olunca, merak ettim ve izledim.Bu bölümü tek cümleyle özetlersek Feriha'nın kemiklerini sızladı.
  Biraz bölümü anlatayım. Mezarlıkta Can, Yavuz,Emir, Zülal bir araya gelmişlerdir. Zülal olayları önce izler. Sonra Can ve Yavuz gidince Emir'in dikkatini çekmek için yerden aldığı kırık camla bacağını keser.Çığlık falan Emir'in dikkatini çeker. Emir'e duygu sömürüsü yapar. Emir de kanar tabi kız ayağındaki kesik yüzünden merdivenlerden bile inemez Emir'den destek alarak iner. Emir aşk acısı seni saflaştırdı mı ne altı üstü bir kesik ayağını kırmadı,ana damarı kesmedi ne öyle sana yaslana yaslana yürümesine izin veriyorsun. Yalan dolan erbabı Zülal Emir'i kendisini eve bırakmaya ikna eder.Feriha'nın evine gelince süt kızıyım ben Feriha'nın diye açıklama yapar.Emir ile el sıkışırlar. Emir gidince Zülal'ın eline bir bakışı var,herhalde bir ay yıkamazsın kızım dedim.Bir de evi gidince Zülal duamı yaptım Rıza baba demez mi? Yuh kızım insan bu kadar mı yalancı olur.
  Can cephesinde ise, Can nereye gitsen Emir yani bilemiyorum kadınlar hamamına gitsen gene Emir gene Emir çıkacak karşına.Emir'i görüp konuşmaya gitmeden annesi ile konuşan Can "böyle bir risk almayacağım, normal okula göndermem" demez mi?(altından başka bir şey çıkmazsa) Senaristler diyeceğim şu ki o devlet okullarını risk gibi göstermek saçmalamanızın doruk noktası oldu herhalde,bugüne kadar devlet okulları çok da iyi öğrenciler yetiştirdiler.Özellikle genç kuşağın izlediği dizi de bu mesajı vermeniz çok yanlış.
  Sanem ise Can'ın bayan olduğu öğrenir ve Yavuz'un konuşmalarından Emir ile bağlantılı olduğunu anlar ve merakla acaba ne ilişkileri var diye sorar kızım sen onların ilişkisini boş ver  asıl Yavuz niye bu kadar takık onu merak et.
  Emir mezarlıkta çıkan kavgaya müdahale eder ve benim içimden Emir sana bir telefon kulübesi ve pelerin bulmak şart oldu geçiyor.
 Uzattık ama Feriha'nın sızlayan kemiklerinin nedenine geldik,Rıza Zülal'i dershaneye kayıt ettirdi. Vay be böyle mi olacaktı. Feriha gün yüzü görmezken kısacık eteklerle dershanelere kaydolan,yediği içtiği şeyleri bile masadan kaldırmayan Zülal.Rıza sen 2. şans falan değerlendirmiyorsun , Feriha'nın kemiklerini sızlatıyorsun.
Dershanede "ayy kuaförümü söyleyemem ,güzellik sırrım" ayaklarına yatan Zülal arkadaşının unuttuğu yüzüğü ona vermek için alınca, arkadaşından hırsız damgası yer ve iş karakola kadar uzar.Neyse karakola Can'ın iş arkadaşı Selim getirir onları.Ve Emir ise dayakçı koca için ifade vermeye karakola gelmiştir.Hemen Emir'e koşan Zülal iyice bir gözümden düşer. İfade sırasında Kapıcı dairesinde oturduğu ortaya çıkınca yalanlar dökülüverir.Emir herhalde bir an Feriha'yı gördü.Ama eminim bir saniye falandı.Neyse ki Emir fazla takmadı.
Emir Zülal ile karakoldan çıkınca Selim "ne kızdı" demez mi?Bu polislerin güzel,yakışıklı birini görünce hemen bu ayaklara yatmaları sinir bozucu.hoş ben Zülal'in neresi güzel onu da anlamadım ama.
  Emir mezarlıkta müdahale ettiği kavganın ceremesini çeker. Adamlar toplanıp sokak ortasında Emir'i bir güzel döverler.Ve bilin bakalım Emir'i kim bulur. Bildiniz Can. Can Emir'i o halde hastane yerine eve götürür, yaralarına pansuman yapar ve yükselen ateşi düşürmek için duşa bile sokar. Sonra da Emir'e işimi yapıyorum ayakları yapar.Millet artık polislerin iş kavramı genişlemiş,koruyup kollama vs görevlerin yanında artık sizi tedavi ediyorlar.Acaba  Can bugüne kadar kaç tane yaralıyı evinde tedavi ettin canım?
 Can'ın Emir ile olan bağına sinir olan Yavuz Ünal'ın kumar bağımlılığını körükler.
 Bu arada Ömer büyümüş de psikopata bağlamış. Üstüne Emir'in kardeşini dövmüş.
Zülal Emir'in evini öğrenir ve tabi dershaneye diye oraya gider. Kızım sen nasıl bir şeysin ya.Ama Emir takmaz tabi.Emir inşaatta çalışmaya devam ediyor. Bak Emir sırf sen gelip çalışıyorsun diye işçi almamazlık etmiyorlardır umarım. Başkalarının rızkına engel olma.Üstelik Emir sen gece de gel çalışma var demezler mi?Emir'i dövenin Deli Kadir'in grubu olduğunu öğrenen Can ve Sinan onlara baskına gider.Baskınla gece çalışması çakışır ve Emir vurulur. Son kelimesi Feriha olur.
 İnternette Hazal Kaya gelecek falan diye çok dedikodu çıkıyor ama aslının olduğuna inanmıyorum.Bence Hazal Kaya için Adını Feriha koydum sayfası kapandı. Eğer böyle giderlerse seyirciler için de kapanacak hiç şüphem yok.Bazı fanların dileği belki Emir ölür ve Feriha'sına kavuşur.Şu an için en güzel senaryolardan biri bu herhalde.Ama yapımcıları düşünürsek uzak ihtimal.

15 Eylül 2012 Cumartesi

ELEMENTARY

ÇAKMA SHERLOCK
 Çok konuşulan Elementary pilot bölümüyle yayınladı. Gerçi yayın tarihi 27 Eylül olarak görünse de herhalde pilot olması sebebiyle böyle erken düştü internete. Dizi İngilizlerin meşhur dizisi Sherlock'un Amerikan versiyonu. Gerçi BBC den izin çıkmadığı için biraz değiştirmişler. Eğer Sherlock dizisini izlemişseniz az çok bu olayı da duymuşsunuz. İngilizler bu olaya çok karşı çıkmışlar ama tabi bir şey yapamamışlar. Hatta asil insan Benedict Cumberbatch(kendisi Sherlock dizisindeki Sherlock olur) ortamı sakinleştirmeye falan çalışmış. 

14 Eylül 2012 Cuma

PERCEPTION

6. BÖLÜM
  Bölüm Dekanın Pierce'yi gene canından bezdirmesiyle açılıyor.(Tabi önceden sınıfta gene bir konuşma yapıyor belirteyim) Neyse dekan bağış için anlaştığı 49 mezunu zengin adamın ölmesi yüzünden, bağışı eşinin yapmayacağı düşünüyor ve tedirgin oluyor. Meğersem adamın eşi Pierce hayranıymış. İşte  Bilim Vakfı galası katılıp kadını bağış yapmaya ikna etmesini istiyor Pierce'den. Tabi Pierce hayırı bassa da  dekanın asistan Lewicki'ye bastırması, onun da Pierce'ye bastırması derken bölüm sonunda galaya gidiyor Pierce.

13 Eylül 2012 Perşembe

4. TÜR-THE FOURTH KIND

 Film hakkında şu ön bilgiye verelim önce. Gerçek hayatta olmuş bir olayın sinemaya uyarlanması. Filmde bazı sahnelerde yanına gerçekte yaşanan olduğunu düşeneceğiniz  sahneler konulmuş. Yani ekran ikiye bölünmüş ve aynı  sahne iki farklı oyuncularla oynanıyor. Tabi sakın ola ki o sahnelerden birinin gerçek olaydan alınmış yerler olduğunu sanmayın onlarda oyuncu. Pek ifade edemesem de yukarıdaki durum bence filme gerçeklik değil aksine yapmacıklık katıyordu.
 Film konusu psikiyatris Abagail Tyler'ın kocasının ölümünden sonra yaşadıklarını anlatıyor. Gerçi bu tanım biraz geniş oldu ama. Abagail'in kocası gece yatağında uyurken bıçaklanmış. Kadın olayın şokunu atlamasa da iki çocuğuyla bir düzen oturtmaya çalışıyor.Olay Alaska Noma'da geçiyor. Filmin konusun bilmediğimden adamın cinayetini çözeceklerini falan sanıyordum ama olay başka bir yol izledi. Dr. Tyler'ın hastalarını çoğu uykusuzluk çekiyor ama detaya inince hepsinin aynı saatte hatta aynı baykuşu görerek uyandığını anlar. Bir hastasına hipnoz yapar. Hasta boşlukları doldurunca acayip korkuyor. Evine gidip toplu katliam yapıyor. İşte bundan sonra Dr. Tyler işin arkasına düşüyor. Kendi terapisti Dr.Abel Campos ona destek oluyor.Neyse iş uzaylılara uzuyor söyleyeyim.