ANİME etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ANİME etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2022 Pazar

CASTLE IN THE SKY/TENKU NO SHIRO RAPYUTA-GÖKTEKİ KALE (1986)

Açılışı zepline saldıran korsan grubunu izleyerek yapıyoruz.
 Anlayacağımız üzere zeplinde kaçırılmış bir kız var ve korsanlar da adının Sheeta olduğunu öğreneceğimiz kızın kolyesinin peşinde.
 Sheeta korsanların ve zeplindekilerin elinden kaçmaya çalışırken aşağı düşüyor. Korktuğumuz gibi Sheeta yere çakılmıyor çünkü kolyesindeki kristal onun güvenli bir şekilde iniş yapmasını sağlıyor.
Pazu Sheeta'nın gökten inişini gören ve maden ocağında çalışan genç bir çocuktur.
 Sheeta'ı tek başına yaşadığı eve getiriyor hatta Sheeta uyandığında ona kolyesinin iniş yapmasını sağladığını  ispatlamaya çalışıyor. 

31 Mayıs 2021 Pazartesi

LITTLE WITCH ACADEMIA (2017)

Atsuko (Akko) Kagari küçük bir kızken Chariot adlı popüler bir cadının sihir gösterisini izliyor ve 
insanları mutlu etmenin yolunun büyüden geçtiğine inanarak cadı olmaya karar veriyor. 


Soyunda cadı bulunmayan Akko aynı zamanda Chariot'un gittiği Luna Nova Akademisi'ne kayıt olmayı başararak cadılık eğitimine başlıyor. 

Cadı olmak dışından bir hedefi daha var Akko'nun, o da ortadan kaybolan Chariot'u bulmak.

  

15 Ekim 2019 Salı

WHISPER OF THE HEART & MIMI WO SUMESABA - YÜREĞİNİN SESİ

Shizuku Tsukishima ortaokula giden kitap kurdu bir öğrencidir.
Kitaplarla olan sıkı bağı fazlasıyla göze çarpan Shizuku aynı zamanda kütüphanelerin müdavimidir.

3 Mayıs 2017 Çarşamba

HOWL'S MOVING CASTLE- YÜRÜYEN ŞATO

Şapka dükkanı işleten Sophie savaşın hakim sürdüğü şehrinde fırına giderken gelişen olaylar sonucu yürüyün şatosu ile meşhur büyücü Howl ile tanışır.

11 Eylül 2012 Salı

EN İYİ DEDEKTİFLER

 Malum bir süredir blogumda Sizce en iyi dedektif kimdir? anketi yapıyordum. Küçük çaplı bir anket olsa da az çok sizin sesiniz olduğunu düşündüğüm anket bitti. Bende kitap,dizi,anime dünyasından tanıdığımız 11 karakteri size tanıtacağım. 1 karakterin bonus olduğu yazımda geri kalan 10 karakter de oylarınız sonucu oluşan sıralamayı takip edeceğim. Yazım mümkün olduğunca spoi kullanılmadan yazılmış olacak. Verdiğim bilgiler genelde izlediğiniz ya da okuduğunuz zaman ilk başlarda belirtilen bilgilerden öteye gitmeyecek. Bir de belirteyim 2 kere karakterlerin oy oranında eşitlik çıktı, sıralama oluşturma amaçlı o 2 yerde eşitliği ben bozmak durumunda kaldım.Hadi başlayalım
BONUS: SHINICHI KUDO - DEDEKTİF CONAN
Bonus olarak nitelendirdim ,çünkü hiç oy alamadı. Bence sebebi animenin Türkiye'de popüler olmayışı.10 sene önceleri televizyonda gösterilse de şu an internetten bile bulma zor. 600 bölümü devirdiği söylene animenin 90 bölümü ancak bulabilirsiniz.
17 yaşındaki Shinichi Kudo pek çok olayı çözmüş bir dedektiftir. Ama son olayda suçlular onu öldürmek için için bir ilaç verirler.İlaç Kudo'yu öldürmek yerine ilkokul çocuğu boyutuna getirir.Kudo kimliği gizli tutarak suçluları bulup, kendini normal hale getirmek için çabalamaya koyulur. Edogawa Conan adını alarak işe koyulur. Denk gelen olayları da gizli saklı çözer. Animede Sherlock Holmes severlerin aşina olduğu çıkarım yapma sanatı hafif düzeyde olsa bol bol kullanılıyor. Zaten Kudo ,Sir  Arthur  Conan Doyle ve Sherlock Holmes hayranıdır. Yeni adındaki Conan da buradan gelmektedir.
Şimdi 10'dan geriye başlayalım.

10.VERONICA MARS- VERONICA MARS(oy oranı %1)
Kristen Bell'in başarıyla canlandırdığı karakter bence televizyon dünyasının en sempatik karakterlerinden birisi. Çıtı pıtı,şirin kızımızın geçmişi ise karmakarışık. En yakın arkadaşı Lily Kane  öldürülüp,şerif babası Lily'in zengin babasını suçlayınca işler karışıyor.Baba şeriflikten atılıyor. Toplum onları dışlıyor. Arkadaşları Veronica'ya sırt çeviriyor. Annesi onları terk ediyor. Veronica ve babası özel dedektiflik işine giriyorlar.
Veronica sevilesi ,sempatik, zeki,hazırcevap,acar bir karakter. Ona ısınmakta hiç zorluk çekmezsiniz. Yardımseverliği, doğrunun yanında olması,işine geldiğinde kuralları esnetebilmesi, gerektiğinde olayları çözmek adına rol yapması onun en sevdiğimiz özelliklerinden.

9.ARKADY BALAGAN-ENDGAME (oy oranı %2)
Shawn Doyle tarafından canlandırılan Rus karakterdir.Aslen Dünya Satranç Şampiyonu olan karakter bu yüzden çok ünlü. Tahmin ettiğiniz gibi çok da zeki ama kibirli ve ukala da.Ama hayatı içler acısı otelde konaklarken nişanlısı Rosermy'in öldürülüşüne şahit olur. Ve agorafobi geliştirir,otelden dışarı asla adım atamaz. Lüks otelin masrafını para karşılığı oynadığı satranç maçları ile karşılayamayınca denk gelen bir fırsat onu dedektife çevirir.
Aslında onun en ilginç özelliği dışarı bile çıkamazken, kilometrelerce uzaktaki olayları çözebilmesi.Yardımcılarından aldığı bilgileri özümseyip,satranç tahtasındaki taşların yerine kişileri koyarak düşünür. Acaba nasıl hareket etmişlerdir diye düşünüp, olayı çözer.





8.LILY RUSH-COLD CASE (oy oranı %2)
Arkaday Balagan ile eşitliğinde oyumu ona verdim.
Kathryn Morris'in canlandırdığı Karakter Philadelphia'da cinayet davaları üzerine çalışan bir dedektiftir.Onun kulvarı biraz farklı. Rush rafa kaldırılmış cinayet davaları ile ilgileniyor.Düşünün ki 10-20 sene önce önce işlenmiş bir cinayet. Dosya küçük bir ipucu ile açılıyor. Aradan geçen zamana aldırmaksızın tanıklar ve deliller tekrar elden geçiyor. Özellikle tanıkların ifadelerindeki küçük ipuçları birleştirilerek cinayet çözülüyor.
 Rush'u tek kelimeyle tanımlasak bu kelime melankolik olurdu. Biraz soğuk ama bu soğukluk onu itici bulmak yerine ona ayrı bir sempati duymamızı  sağlıyor.  Boyunu aşan ailevi sorunları, bir türlü dikiş tutturamadığı ilişkileri onun iş hayatına asla mani olmuyor.


7.HERCULE POIROT-AGATHA CHRISTIE ROMANLARI (oy oranı %3)
Önce belirteyim sıralamada daha iyi yerde olmalı dediğim tek dedektif.
Polisiye romanların kraliçesi olarak nitelendirilen Agatha Christie'nin çoğu romanında geçen Belçikalı dedektiftir kendisi.Bence Christie'nin en popüler dedektifi. Bugüne kadar dizi ve filmlere uyarlanmış olsa da bence kitaplardaki yeri ayrıdır. O yüzden  kitapları baz alarak yazacağım. Christie onun için öyle betimlemeler yapmış ki bence kafanızda çok rahat canlandırabilirsiniz. Peki neler demiş , pos bıyıklı ve yumurta kafalı onun için en çok kullanılan tabir. Daima şık giyinen, rugan ayakkabılarından rahatını bozsa bile vazgeçmeyen, yemeklerde gurme misali lezzet arayan, özellikle bayanlara karşı naziklik abidesi olan bir karakterdir. Kitaplarda onu Amerikalı zannedenip "Ahh  siz Amerikalılar yok musunuz?"diye başlayan cümleleri "Ben Belçikalıyım madam" diyerek cevaplayan kişidir kendisi.Bir de gri hücrelerimi çalıştırıyorum en çok kullandığı repliktir.Zaten cinayet davalarını da gri hücrelerini kullanarak çözer. Herkes  koşuştururken cinayeti çözmek için o sakin sakin oturur koltuğuna düşünür düşünür, herkes Hercule Poirot yaşlandı artık derken cinayeti çözen gene o olur.
 En okunası 3 macerası  ,Ölüm Diken Üstünde ( Death in the Clouds),  3 Perdelik Cinayet  (Three Act Tragedy) , Cinayet Alfabesi (The A.B.C. Murders).
 Dip not : Ölüm Diken Üstünde macerasında daha ilk anda katili bulan Poirot ,ki tabi bize söylemiyor, Kitabın geri kalanında cinayet  sebep arıyor.Bu yüzden bu kitap favorilerimden. Ayrıca bu kitabın yabacı kapağını bir yerden gözünüz ısırıyorsa söyleyeyim. Doctor Who dizisinin modern serisindeki 4. sezonda Agatha Christie ile ilgili olan bölümün sonunda Doktorun gösterdiği kitap işte bu kitap.


6.JANE MARPLE-AGATHA CHRISTIE ROMANLARI (oy oranı%4)
 Poirot gibi bugüne kadar dizi ve filmlere uyarlanmış olsa da bence kitaplardaki yeri ayrıdır. O yüzden  kitapları baz alarak yazacağım. Agatha Christie'nin bence  en popüler 2. dedektifi.Biz onu Miss Marple olarak da tanırız. St Mary Mead'de yaşayan, kız kurusu olarak nitelendirilen Marple polislere taş çıkartacak kadar iyi bir dedektif. Öyle kanıtlarla çok uğraşmaz. Etrafı gözlemler, bol bol dedikodu dinler ve cinayeti çözer. Bir de meşhur, bizim buralarda eskiden böyle bir doktor vardı karısı da böyleydi gibi cümleleri vardı. İşte cinayet olayında böyle eskilerden benzetmeler yapar. Biz de ancak kitabın sonunda benzetmenin yönünü görürüz. Katile yakalamak için oyunlar bile döndürür.
 En okunulası 3 maceresı, Ve Ayna Kırıldı ( The Mirror Crack'd From Side To side) Porsuk Ağacı Cinayeti (A Pocket Full Of Rye), Cinayet İlanı (A Murder is Announced).
Dip not: Sinemaya aktarılan Marple: Zehri Kim Verdi( Marple: Murder is Easy) filminde Modern Sherlock Benedict Cumberbatch da oynuyor.


5.ADRIAN MONK-MONK( oy oranı %4)
Jane Marple ile eşitliğinde oyumu ondan yana kullandım.
 Tony Shalhoub'un mükemmel bir şekilde canlandırdığı karakterin adını duyunca aklımıza ilk Obsesif Kompülsif Bozukluk geliyor. Kısacası Monk'un takıntısı saplantısı, fobileri diz boyu. Yanından ıslak mendili asla eksik etmez. Ama o da mağdur. Eşi Trudy'in öldürülmesi onun hayatını darmadağın eder. Polislikten ayrılır. Evinden bile çıkamaz hale gelir. Sonra hemşire Sharona sayesinde evden çıkar ve özel dedektifliğe başlar. Çok iyi bir dedektiftir. Çünkü ayrıntılara takıntısı ve fotoğrafik hafızası vardır. Bu iki özellik onun cinayetleri çözmesini kolaylaştırıyor.
Tabi arada takıntıların kurbanı olduğu yerler de oluyor.
 Dizi de  çoğu zaman polisliğe dönmek için çabaladığını ve Trudy'in katilini bulmaya çalışmasını da izliyoruz.



4.JANE RIZZOLI-TESS GERRITSEN KİTAPLARI VE RIZZOLI&ISLES DİZİSİ(oy oranı%10)
Tess Gerritsen'in Cerrah romanı ile tanıdık onu. Daha sonra başka kitaplarda geldi. Ve televizyona da uyarlandı. Rizzoli'yi, kitapta verilen çirkin betimlemesinin aksine, fiziksel özelliklerin 180 derece döndürüldüğü Angie Harmon canlandırıyor. Neyse Rizzoli cinayet masası dünyasında kadın olmanın( kitapta çirkin olmanın da) çok zorluğunu yaşıyor. Göze batmamak için susuyor. Genel olarak diziden yazacağım bundan sonrasını.Rizzoli'nin size güven veren bir tavrı var, sanki ne olursa olsun mutlaka sonuca ulaşacağım imajı var.  Bir de cinayeti çözmek için herkes başka yönlere giderken onun doğru yöne gitmesi dikkatimi çeken bir özelliği. Bazı zamanlarda fazla agresif olsa da , Isles ile muhabbetleri mutlaka hoşunuza gider.Daha detaylı yazmak isterdim . Genelde diziden anlatsam da dizi-kitap ikilisine hakim olmayanların kitap ve dizi uyumsuzlukları yüzünden kafaları karışmasın  istedim.



3.BRENDA LEIGH JOHNSON-THE CLOSER( oy oranı %13)
Kyra Sedgwick canlandırdığı karakter,CIA tarafından eğitilmiş polis şefi yardımcısı.Los Angeles  polis teşkilatını atanıyor ve katillerin hakkından geliyor.Onun en sevdiğim repliği her isteğinin arkasından "teşekkür ederim" deyişi. Acayip derecede abur cubur düşkünüdür kendisi. Çikolataya hayır diyemez. Arada kıyafeti, çantası falan gözünüze batar ama gene de hoş bir karakterdir kendisi.
Onun en tipik özelliği her daim suçlulardan itiraf almasıdır. Öyle bir şey ki dünya yıkılsa Brenda itirafını alacak.Eğer bir cinayet işlemiş ve Brenda'nın karşısına getirilmişseniz garanti yandınız.  Bir bakmışsınız cinayetle ilgili her şey ağzınızdan dökülüvermiş.
Dip not: Kyra Sedwick bu rolüyle 4 kez Altın Küreye, 4 Kez Emmy aday olmuştur. 1 Aktın Küre ve 1 Emmy de kazanmıştır.


2.L-DEATH NOTE (oy oranı %21)
Öncelikle bu animenin konusu biraz farklı. O yüzden biraz anime hakkında bilgi vereyim. Ölüm meleğinin birinin dünyaya düşürdüğü defter çok zeki birinin eline geçiyor. O da deftere adı yazılan herkesin  öldüğünü fark edip, daha iyi bir dünya yaratmak için suçluları öldürmeye başlıyor. Olayı fark eden Interpol bu ölümlerin nasıl gerçekleştiğini anlamlandıramıyor. İşte burada o kadar Interpol üyelerinin bile zorda kaldığı anlarda olaylara müdahale eden L ortaya çıkıyor. Daha ilk bölümlerde dahice saptamalar yapıp halkın Kira adını taktığı kişinin hangi ülkeden olduğunu ve hangi koşullarda öldürebileceği anlamak için öyle bir deney yapıyor ki ağzımız açık kalıyor. Ne yazık anime sadece Kira'nın yakalanması etrafında döndüğü için L'yi başka suçluları yakalarken göremeyeceğiz. L beynini kullananlardan , eğer şöyleyse o zaman böyledir gibi saptamalar yaparak olayların ardındakini görür. O da abur cubur sevenlerden. Sürekli tatlı yerken görürüz. Bir de fotoğraftaki oturması çok meşhur. Bu oturuş sağ olsun binlerce kişi içinden onu seçmek çok kolay. Oturuş şeklinin nedenini merak edenlere; L böylelikle beyninin daha iyi çalıştığını düşünüyor.


1.SHERLOCK HOLMES-SHERLOCK (oy oranı %50)
Evet 1 numara 2 kişiden 1 inin oyunu alarak Sherlock Holmes olmuştur. 
Zerre kadar şaşırmadım. Çünkü şu ana kadar görüp görebileceğimiz en iyi dedektif olur kendisi. Sir Arthur Conan Doyle üniversitedeki hocasından esinlenmiş veardından  Sherlock Holmes karakteri doğmuştur. Bugüne kadar kitapları sinemaya uyarlanmış olsa da ankette belirttiğim gibi Modern Sherlock dizisinden baz alarak yazacağım geri kalanı. Daha dizinin başında Adım Sherlock Holmes adres 221B Baker sokağı( The name's Sherlock Holmes and the address is 221B Baker Street ) repliği söylerken aksanına mimiğine hayran kalıyoruz.  Özellikle dizi boyunca öyle replikleri var ki hepimizin diline dolanan, misal Anderson yüksek sesle konuşma tüm sokağın IQ sunu düşürüyorsun. Neyse anlat anlat bitmez ki. Onun en meşhur özelliği çıkarım yapma sanatında deha olması. Zaten kendisi de deha . Öyle bir şey ki cep telefonuna bakıp , kardeşinin boşanmış bir alkolik olduğunu çıkarıyor, daha ne olsun. Çok çabuk sıkılır, sıkıntısı ilginç şeyler yaptırabilir, şaşırmamayı öğrendik. Keman çalar, garip deneyler yapar, sigara bağımlısıdır. Bazen üşengeçliği yuh dedirtir. Ama hayran listeniz de hemen 1. sıraya çıkıverir.
Ayy anlatmaya o kadar daldım ki karaktere can veren kim onu söylememişim. Benedict Cumberbatch adam oynamıyor yaşatıyor dedirten bir performans sergiliyor. Zaten dizinin ve Benedict Cumberbatch'ın adaylıkları ve ödülleri diz boyu. En yenilerden ,TvChoice Awards 2012 En İyi Erkek Oyuncu ödülü, BAFTA 2012 adaylığı, Emmy 2012 Mini Dizi En İyi Erkek Oyuncu adaylığı( henüz açıklanmadı)  bunlar var.
 Eğer bu diziyi izlemediyseniz hemen başlayın, bırakın bir kere izlemeyi tekrar tekrar izleseniz sıkılmayacağınız aksine hayran kalacağınız bir yapım. Uyarı dizi sizde acele İngiltere gitmeliyim isteği uyandırabilir. Bir de yeni izleyeceklere tavsiye pilot bölümle başlamayın 1. bölümün kısaltılmış hali olduğu için sonra izleyin yoksa uzun 1. bölümün tadı kaçar.

Evet yazımda hatalı yerler olmuşsa şimdiden kusura bakmayın. Hatalı ya da eksik gördüğünüz yerleri yorumlarınızda belirtebilirsiniz.

31 Ağustos 2012 Cuma

HIGURASHI NO NAKU KORO NI REI

BİRAZ DA KOMEDİ
 Higurashi No Naku Koro Ni animesinin 3. sezonu. 5 bölümcük. İlk ve son bölüm bayağı komedi ağırlıklı olsa da arada 3 bölüm önceki serilere uygun nitelikte.Ben kısaca o 3 bölümü özetleyeceğim.
  Karakterlerimiz her şeyin sona ermesinden dolayı mutlu mesut yaşarlarken, Rika bir kazada ölüyor. Ve yeni bir dünyada doğuyor.Ama bu sefer her şey bambaşka.

 Her zamankini aksine herkes masum ve mutlu. Baraj savaşı yüzünden kimse ölmemiş. Maebara okula  transfer olmamıştır. Rika'nın Satoko dahil herkesle anlaşamadığı bir dünya olmuştur burası. Ama en önemlisi Rika'nın annesi ve babası hala hayatta. Satoko'nun abisi ve ailesi hayatta ve mutlular.Rena da ailesi boşanan çocuk olmamıştır. Yani Rika masumiyetin dünyasına denk gelmişti. Peki Rika ailesi olmadan arkadaşları ile yaşadığı neşe dolu hayata mı dönecekti yoksa kolay kolay arasını düzeltemeyeceği arkadaşları olsa da ailesi için bu dünyada kalacak mıydı???

28 Ağustos 2012 Salı

HİGURASHİ NO NAKU KORO Nİ KAİ

GİZEMLER ÇÖZÜLDÜ
 Bu anime serisinin ilk sezonu olan Higurashi No Naku Koro Ni hakkında karakterleri tanıtan , olay örgüsünü anlatan bir yazı yazmıştım. İsterseniz önce onu okuyun, bunun için tıklayın. Ben direkt 2. sezon hakkındaki görüşlerimi spoi kullanmadan yazacağım. Önceki yazımda dediğim gibi bu anime sabır istiyor. Ama kesinlikle sabrınızın da karşılığını alıyorsunuz. En çok istediğim şey olaylara mantıklı bir açıklama getirebilmekti ve bir iki doğaüstü olay dışında her şey o kadar mantıklıydı ki nasıl anlamamışız dediğiniz yerler bile olmuştur.Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlamışızdır.

   
 Kısaca olanları özetlersek her zamanki gibi kendi içinde hikayecikler izliyoruz. Ama bu sefer soru işaretleri yerine cevaplar zihnimizde yer ediyor. İzlerken Rika için üzülüyoruz, Maebara'nın liderliğine , azmine hayran kalıyoruz. Karakterlerimizin kaderi yenmek için çabalamaları , birbirine kenetlenmeleri sık sık göreceğimiz olaylardan.
  Eğer yeni bir anime arıyorsanız. Sabrınız da varsa kesinlikle beğeneceğinize inanıyorum.

9 Ağustos 2012 Perşembe

DEATH NOTE

BU SON HİÇ OLMAMIŞ
Öncelikle Death Note izlemeyi düşünenler için küçük bir yazım var.Bu anime gerçekten şahane ötesi birşey. Konusu kısaca Light Yagami adlı japon lise öğrencisinin eline , bir kişinin hem adını hem de yüzünü bilirse o kişinin sadece adını yazarak öldürebileceği bir defter geçer.Yagami fazla zeki ya defterin gücüne keşfeder keşfetmez, sarılıyor kaleme. Amaç dünyayı kötülükten arındırmak, haberlerde verilen suçluları teker teker kalp krizi ile öldürüyor.Defterin gücünü keşfettikçe daha bir sarıyor yazmaya.Ve halkın taktığı Kira lakabıyla yola devam eder.Tabi ölüm defteri sahibi ölüm meleği Ryuk ve Yagami'yi yakalamaya yeminli L ile işler daha bir güzel hele gelir.Genellikle Ligt'ın zekasına hayran kalacağınız bir dizi olacak, genelde kurgu ve diyaloglar çok iyi.Ama bazı hoşgörebileceğimiz sıkıcı diyaloglar da var yerlerde var.( Bu noktadan sonrası spoiler içerir, sadece animeyi bitirdiyseniz okuyun ama başlayacaksanız hayal kırıklığı olan finale kendinizi şimdiden hazırlayın.) Mesela L Light'ın suçlu olduğundan şüphelenip, onunla tenis oynar ve  Light eğer şöyle yaparsa suçludur ama benim düşüncemi tahmin edip yapmayabilir o zaman da suçludur diye düşünürken  Light ise eğer böyle yaparsam suçlu olduğumu düşünür, ama böyle düşüneceğimi tahmin ettiyse yapmazsam da suçlu görünürüm diye düşünür.Anladık her durumda Light Kira  baydınız artık dedirtti bu sahne. Ama geneli o kadar iyi ki bu kusuru görmüyoruz.Ama finale kadar...ya o final yapılır mı bize, bir kere Misa için kahroldum kız aşkın kurbanı oldu . Zaten gerisi de  resmen saçmalık ötesi 36 bölüm boyunca bizi zekasıyla mest eden hatta yeni dünyasını merakla beklediğimiz Kira'mızı tek kalemle sildiniz beee.Tamam Light zalim, merhametsiz ,Misa'yı, sunucuyu herkesi kullanmış bir bencil ve daha ilk bölümden kendini Tanrı ilan etmiş biri  olabilir ama bu son resmen boşuna izlediniz mesajı verdi bana.
Ben şimdi Light'ın zekasına yakıştıramadığım veya saçma bulduğum noktaları belirtmek istiyorum.
İlk bölümlerden ekrana çıkan sahte L'yi direkt öldürmesi,onun gibi her şeyin sonucunu düşünen birine hiç yakışmadı.Defterin zaman gücünü önce keşfetmemesi bir yana, zaman aralığı yüzünden L Kira'nın öğrenci olduğunu düşününce,Light araştırma başındaki babasından gizlice bu teoriyi öğrenir ve sonra L sırf Japon polisinde şüphelensin diye ölümlere zaman ayarı çeker.Ya bu çok gereksizdi eğer 5-10 gün sonra böyle yapsaydı o zaman daha iyi olurdu. Tabi L şüphelenince FBI ile temasa geçer ve polisleri araştırması için ajan ister.Light takip edildiğini anlayınca takdire şayan bir planla ajanları ortadan kaldırır.Ama tutup da ölen ajanlardan birinin nişanlısı olaylara ilişkin çözümler üretince , soluğu araştırma binasında alır , Light o kadar şanslı ki kadını yakalar ve deftere adını yazar fakat cesedin kimse tarafından bulunmayacak şekilde olması koşulunu da ekleyerek ki bu Light'ın en saçma davranışıydı, kızın kayıp olması L'nin kulağına gidince L parçaları birleştirmekte zorluk çekmedi.Eğer kız basit bir trafik kazasında ölse sorun morun olmazdı.Bir de sahte 13 gün kuralında L bir suçluyu ispat için kullanacaktı, madem Rem ölümü göze almıştı bari o suçlunun adını yazsaydı zaten defter nereye Rem oraya. O zaman ilelebet masum olurlardı. Ve finalden Light N'in defteri değiştireceğinden eminse sahte Kira'ya kendi adını da defter yazmasını söyleyip , diğerlerinin isimlerini öğrenip başka bir zaman öldürseydi ve masumluğunu daima ispatlamış olsaydı ne güzel olurdu.Tabi sahte kira'nın intihar etmesi için adını defterin bir parçasına yazıp işini garantiye de alsa... Ama ne yapalım senaristler bize Kira'nın yani dünyasın çok görmüşler...

5 Ağustos 2012 Pazar

HIGURASHI NO NAKU KORO NI / WHEN THEY CRY HIGURASHI

26 BÖLÜMÜN ARDINDAN...
 Öncelikle bu animeyi seyredeceklere verecek bir iki tavsiyem var. Kesinlikle sabırlı olmaları, çoğu zaman yaşayacağımız anlamsızlıklara karşı inatla izlemeye devam etmeleri ve bölümler arasını kesinlikle uzatmamaları.Animemizin konusuna  geçmeden 5 ana karakteri kısaca tanıtalım.
Mion:5 kişilik grubun yaşça en büyüğü.Yeşil ,uzun saçlarıyla fark yaratıyor.Biraz erkeksi tavırları var ve Hinamizawa köyünün 3 büyük ailesinin lider ailesi olan Sonozoki ailesinin veliahdı. 
Rena: Aslen Hinamizawa köyünden. Ama şehirde yaşamış.1 yıl önce ailevi sebepler onu buraya sürüklemiş.
Rika: Grubun en şirini. Kendisi 3 büyük aileden.Daima kibar. Biraz medyumlukta var.o da ailesini malum lanet yüzünden kaybedenlerden.
Satoko: Grubun mağduru. Ailesini lanele kaybedip ,abisi ile zalim amcası ve yengesiyle yaşarken, abisi kaybolur,yenge de lanete kurban gider.Şimdi Rika ile yaşar.
Maebara: Grubun tek erkek üyesi. Rena ve Mion abayı yakmıştır kendisine.Kendisi süperzekadır ve köye şehirden yeni transfer olmuştur.
 Konuya gelmeden şunu da belirteyim ki 26 bölüm kendi için de genel de 4 bölümde yineleyen hikayelerden oluşuyor.ve kesinlikle ilk dakikalardaki şirin görünümlere aldanıp da ben cinayet,korku bekliyordum deyip moralinizi bozmayın.O şirin karakterlerimizin bir anda psikopata bağlamasını izleyeceğiz.Anime falan bile olsa tüylerinizi ürperten konuşmalar dinleyip, bol bol cinayetler izleyeceksiniz.
 Konumuz ise ilk bölümden kendini belli ediyor.5 yıl Hinamizawa köyünde bir baraj projesi yapılma kararı alınmıştır ama bu proje yüzünden köy sular altında kalacaktır.Köy projeyi iptal ettirmeyi başarır. Akabinde köye özgü Watanagashi festivalinde baraj pojesinin başkanı öldürülür. Sonraki her festival zamanı projeye olumlu bakanlardan, destekleyenlerden biri öldürülür,biri kaybolur.5. yılda iki kişi ölür.
 Maebara bir an kendini olayların içinde bulur.Kızların garip,gizemli tavırları ve polisin kızları suçlaması... Maebara 'yı paranoyak hale getirir kimseye güvenmez ve en sonunda Mion ve Rena'yı öldürür ardından intihar eder.Tabi bu da 4. bölüm sonu ilk tepkimiz "ne oluyor ya" oluyor daha 4. bölümden ana karakterler katledildi geri kalan 22 bölüm ne izleyeceğiz moduna bürünmüşken ,5. bölümde ölen karakterler tekrar karşımızda acaba cinayet öncesi eksik detaylar mı kapanacak diye düşünürken çoğunlukla ilk hikayeye uymayan olaylar izliyoruz,  ve ilerleyen bölümlerde anlıyoruz  ki bu kendi içindeki hikayeciklerde hep Ana karakterlerimizin tekrar tekrar ölümü üzerine kurulu. Kimi zaman hikaye 5 yıl öncesine dönüyor, kimi zaman adını sıkça duyduğumuz Satoka'nın abisinin kaybolduğu zamana... Ama değişmeyen bir iki şey var. Biri Watanagashi festivalini 5. yılında ölen 2 kişi.Diğeri ana karakterlerin büyük çoğunluğunun ölümü.
 Animeyi seyrederken olaylara açıklık getirmek için çok düşünüyoruz. Mesela ben  hepsi rüyadır ile başladım Doctor Who izleyenler bilir paralel evren ile devam ettim.Hatta The X files de sırf ölmesi gereken kişi ölmediği için tekrar tekrar aynı günün yaşandığı bölümü bile teorilerime ekledim.Biz bunları düşünürken animemizde de olaylara açıklık getirme çabaları var. İlahi güç, uzaylılar, bilimsel açıklamalar her türlü teori mevcut.  
 Tabi 26 bölüm de gizemlerin anlamlandırılmasını beklemeyin.Artık çözümler 2. sezona kaldı.HİGURASHİ NO NAKU KORO Nİ KAİ serinin devamı 24 bölümden oluşuyor. Zaten "kai" çözüm demekmiş. Yani ilk sezonda yaşanan bütün olayların çözümünü bu seride izleyecekmişiz.Tek temennim bu anlamsızlıklar dizisinin beni tatmin etmese bile mantık çerçevesinde açıklanması. İyi seyirler