KİTAP TANITIMI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KİTAP TANITIMI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2014 Çarşamba

HAYATIN ADI SEN-FERDİ DEMİR(TANITIM)

Uzun zamandır kitap tanıtımı yapmıyordum bugün Fenomen Kitaplar'dan çıkan Hayatın Adı Sen kitabının kısacık tanıtım yazısıyla sizleri baş başa bırakacağım. 
Tanıtım yazısına geçmeden yazarın facebook sayfası için sizi buraya ,kitabı satın almak içinse buraya yönlendireyim.

Bizim buralarda kuşlar senin sesine konardı. Toprak sen gibi kokardı. Kazma kürekle açardım sana giden yolları. Alnımda boncuk boncuk sana dökülürdüm emek verdikçe. Bacalarımızdan sana olan hasretim tüterdi. Soframızdan eksik olmazdı gülüşün, ekmek gibi tuz gibi...
Herkes senden bahsederdi buralarda. Laf söz hep senden açılırdı. Varsa yoksa sendin buradakilerin işi gücü. Ama bir tek ben severdim seni. Çünkü bir tek ben yaşardım bu diyarlarda...

Bu dünyada üç şeyi çok sevdim: SEN, SEN, SEN

30 Ocak 2014 Perşembe

ALTIN BİLEK YAYINLARI YENİLERİ

PİRİ REİS'İN SIRRI-CENK KAYAKUŞ 

Çok güzel bir tanıtım fragmanı ile sizi baş başa bırakıyorum.


Türk tarihinin en önemli karakterlerinden biri olan ve çizdiği dünya haritası ile ünlenen Piri Reis’in yaşamının son yıllarında, dönemin padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle büyük bir hazinenin peşine düştüğü ortaya çıkar. Öte yandan da gizemli bir tarikat bu keşfin üzerine harekete geçer ve konuyla yakından ilgili olan ünlü bir tarih profesörünü kaçırır.

Piri Reis, 1513 tarihli ünlü haritasının ortaya çıkan parçasında bu hazine ile ilgili ipuçları bırakmıştır ve tarihin seyrini değiştirecek bir keşfin yapılması işten bile değildir. Hakan Geda, elindeki ipuçlarını birleştirmeyi başardığında, tarihin derinliklerine uzanan tehlikeli bir maceranın tam ortasına düştüğünü fark eder.



Peki ya hazinenin peşinde olan tarikat üyelerinin gücü, Hakan’ın önüne geçecek ve bu keşfi engellemeye yetecek mi?

Önce İstanbul’dan Antalya’ya, oradan da Hint Okyanusu’na kadar uzanan soluk kesici bir macera daha sizi bekliyor. Cenk Kayakuş, bu dördüncü romanında yine tarihin tozlu sayfalarına saklanmış derin bir sırra dikkat çekiyor ve okurlarını gizemle sarmalanmış muhteşem bir maceraya davet ediyor.


“Umut, kimilerinde ters çevrilmiş kırık bir kum saatinden dökülüp giden tanelerden bile hızlı tükenir. İnançlar yerini endişeye bıraktığında tüm mücadele ortadan kalkar, zihnin içinde tek yönlü bir savaş başlar. Aklın cepheleri teker teker istila edildiğinde, delirmek gerçeklikten sıyrılmanın en kolay yoluna dönüşür.”

Kitaptan
“Cenk Kayakuş, Türkiye'nin Dan Brown'lığına
soyunuyor adeta.”
Sabah

SOĞUK ÇELİK-PAUL CARSON



“Birinci sınıf bir gerilim kitabı.”
Sunday Tribune
“Kitabı okumaya başlamadan evvel ertesi sabah erken kalkmanız gerekmediğinden emin olun. Başladığınızda bitirmek için ertesi günü bekleyemeyeceksiniz.”
London Book Reviewer
Dublin’deki bir parkta genç bir kıza ait cansız bir beden bulunur. Kız, vahşice ölüme terk edilmiştir. Cesedin bulunuşunun ardından, olay yerine gelen ekipler, adli psikoloji uzmanının da katıldığı soruşturmayı derinleştirdikçe, bunun basit bir cinayet vakası olmadığı ortaya çıkıyordu. Bu gelişmeler hem Dublin polisi için hem de politikacılar için bir kâbusun başlangıcıydı. Bulunan kız, hükümetin en önemli projelerinden biri olan Kalp Vakfı’na ait Mercy Hastanesi’nin başına getirilen Amerikalı bir cerrahın kızıdır. 
Amerikan Hükümeti katilin bulunması için baskı yapmaya başlamışken, Mercy Hastanesi’nde Frank Clancy ise alışılmadık iki ölüm vakasıyla uğraşıyordu. İki soruşturmanın yönü de aynı tarafa dönmeye başladığında, işin içindeki herkes büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalacaktı.
Paul Carson, Son Görev ve Neşter’den sonra, okurlarını yeniden hastane koridorlarında büyük bir gerilimin içine sürüklüyor. İlk satırından son satırına dek temposu hiç düşmeyen Soğuk Çelik, İrlanda’nın en büyük suç yazarlarından biri kabul edilen ve kitapları milyonlar satan yazarın ustalık eserlerinden biri…
“Carson deha düzeyinde bir kurgu ustası ve öyküye hayat veren bir soluğu üflemeyi başarabilen nadir yeteneklerden.”
Sunday Tribune
“Soluk kesici öyküsü ve donanımlı karakterleriyle alkışı hak ediyor.”
GQ
“Yazar, Hannibal Lecter kadar gaddar ve kötü bir karakter yaratmış.”
Irish Times

TANRININ ÜVEY EVLATLARI-BAHADIR İÇEL

"Kerem, İstanbul’dan memleketi Kırklareli’ne döndüğünde, yaşamının sonsuza kadar değişeceğini bilmiyordu. Kendisini kadim bir güce karşı amansız bir mücadelenin içinde bulduğunda savaşmaktan başka şansı kalmamıştı.
Kırklareli’nde, ormanın derinlerinde yatmakta olan mistik bir güç, uyanmak üzereydi. Bu güç, ormanı kaplayan ağaçların yaprakları gibi yeşil, habis bir güçtü ve kendisine bu adı takmıştı, Yeşil…
Sadece bedenleri değil, ruhları da ele geçirmeye çalışan bu kadim kuvvete karşı insanoğlunun şansı var mıydı? Kerem, kendisini bu mahşeri felaketin tam göbeğinde bulduğunda, kurtulmak için yapabileceklerinin bütün insanlığı kurtuluşa götüreceğini biliyor muydu?
             İnsanlar bilmediklerinden korkarlar, karanlıktan, düşmanlardan, tehlikelerden… Peki ya korku, vücut bulup karşınıza çıksa ne yapardınız?
             Bahadır İçel,  Tanrının Üvey Evlatları’nda okuruna korkuyu sunuyor. Duyguları birer meta gibi zihnimize yerleştiriyor ve şairane bir anlatımla, uzun yıllar zihninizde yer edecek bir yazınsal şölen vadediyor.


KUZEY VE GÜNEY-ELIZABETH GASKELL
Viktorya Dönemi edebiyatının en özgün kadın kahramanlarından Margaret Hale ile tanışmaya hazır mısınız? 
Kuzey ve Güney, döneminin en önemli sosyal eleştirilerinden ve en tutkulu aşk hikâyelerinden birini barındıran ve yazarı Elizabeth Gaskell’a o muhteşem ününü kazandıran bir yazınsal şölen… Margaret Hale, yaşamının baharında yer değiştirerek farklı bir yaşamın içine girmek zorunda kalan genç bir kız olarak, karşısına çıkan ve üstesinden gelmesi gereken sorunlara ürettiği çözümlerle, dönemin okurları üzerinde düşünsel bir devrim gerçekleştirmiş gerçek bir kahramandır.
“Bugün şahit olduğum bu büyük acılardan sonra, artık nasıl güzel elbiseler giyip bu şık eğlencelere katılmaya devam edebilirim ki?”
Margaret’ın babası ise kendi cemaatlerinin bir papazı olarak hayatında meydana gelen değişimler ve şahit olduğu korkunç acılardan sonra, neredeyse inancını kaybetmek noktasına gelen bir adam halini alır. Ama yaşamın onlara oynadığı oyun yeni başlamaktadır… 
Her şeyi değiştiren bir tanışma… Delicesine bir aşk… Yürek yakan sorgulamalar… Tadı damakta kalan bir edebiyat şaheseri…
Kuzey ve Güney, yazılışından 160 yıl sonra, nihayet Türkçede… Üstelik büyük yazar Charles Dickens’ın kendi yayınevinden yayınlamak için yaptığı değişiklik ve yazarın onayını da almış düzeltmelerle birlikte…
“Mary Burton ile Kuzey ve Güney… Şanslı olan okurun denk gelebileceği ve okuyanların asla bir daha eski kişiler olamayacakları iki büyük başucu kitabı…”
Virginia Woolf
“Kuzey ve Güney, gerçek bir başyapıt… Tüm Gaskell eserleri kadar ihtişamlı ama hepsinin arasında daima zirvede.”
Wilkie Collins
“İlk okuduğumda adı Margaret Hale idi. İçerdiği zıtlık, toplumsal derinlik yanında duygusal derinliği de düşünerek, kitabın adının Kuzey ve Güney olmasında ısrar ettim. Bu kitap sadece enfes bir anlatı değil, aynı zamanda insanları ve sorunları yüzleştiren bir metin. Okudukça, daha iyi anlaşılacağı konusunda inancım tam.”
Charles Dicken

14 Ocak 2014 Salı

MAHREMİYET-RUPERT THOMSON(TANITIM)

Altın Bilek Yayınları'ndan çıkan çok güzel bir romanın tanıtımıyla karşınızdayız.
Gerek kapağı gerek konusuyla göz dolduran kitabımız pek çok kitapseverin ilgisini çekecek gibi duruyor.
1691 yılının Floransa’sı…
Rönesans daha gerçekleşmemiş, kentler büyük bir karanlık altında, herkes şüpheli, her şey yasak ve özgürlük ise ölümüne korkulan bir halde… Aydınlanma dönemi artık çok yakın ve toplumda bunun izlerini okumak mümkün olsa da, bilgi hâlâ en büyük güç ve sadece çok küçük bir zümrenin elinde…
Büyük suçlamalarla baş etmek zorunda kalan Geatano Zummo ise tüm bu karanlığın ortasında, kafasında aydınlanma fikirleri olan ama zor durumda kalan bir adam. Yirmi yaşındaki güzel kölesini önce serbest bırakmak, sonra da onu korumak adına hayatını ortaya koyan büyük bir kahraman… Kölesine duyduğu aşk, engizisyonun baskısı, siyasi çevrenin harareti, komplolar ve sonu gelmeyen entrikalar…
17. yüzyıl Fransa’sında geçen soluk kesen bir öykü, içinizi titretecek bir aşk hikâyesi, ayak oyunları, entrikalar ve ihanetlerle dolu bir çağın panoraması… Mahremiyet, adının aksine olmayan bir mahremiyeti ve bireysel dünyanın imkânsızlığını, aşkın karşı konulamaz halini ve cesaretin gücünü anlatıyor.

“Rupert Thomson’un 17. yüzyıl Floransa’sını anlattığı, entrikaları açığa vuran başyapıtı…”
Stephanie Merritt – The Guardian Gazetesi
“Bir yanda Medici ailesi üyesi dükler, diğer yanda ezilen ve fakir insanlar ve tabii aşkın öne geçilemez hali… Thomson bize olağanüstü bir okuma zevki sunuyor. Yeniden okumak istediğim çok az kitaptan biri…”
Allan Massie – The Scotsman Gazetesi
“İlham verici ölçüde gerçek, tutkunu olacak kadar şahane…”
Philippa Gregory – Boleyn Kızı’nın yazarı
“Gümüşten çığlıklar, altından gözyaşları ve çürümüş bir masumiyet… Bu devir ve bu muhteşem kurgu, tezatlar içinizi delip geçecek…”
Adam-Mars Johns – London Review of Books

10 Temmuz 2013 Çarşamba

ALTIN BİLEK YAYINLARI'NDAN İKİ YENİ KİTAP

  
Altın Bilek Yayınları Facebook sayfasında yeni kapak fotoğrafı olarak aşağıdaki fotoğrafı görünce gene  şahane kitaplarla  buluştuk Altın Bilek Yayınlar sayesinde dedim.
Özellikle kapakları konuşan iki kitabın konusu hakkında kısaca bilgilendirme yapayım.

1.Muhteşem Ambersonlar
Sipariş için Gitti Gidiyor (Kargo ücretsiz)
Booth Tarkington, Amerika’nın sanayileşen toplumuna getirdiği eleştiriler ve insan ilişkileri konusundaki yüksek duyarlılığı bir araya getirdiği 50’ye yakın kitap yayınlamış ve Pulitzer Ödülü’nü iki kez almayı başarmış 3 yazardan biri olmuştur. Orson Welles tarafından senaryosu da yazılan bu kitap, 2 kez de filme uyarlanmıştır. Muhteşem Ambersonlar, yazarın en çok ilgi gören ve Pulitzer Ödülü almasını sağlayan romanıdır. Yazın kalitesi olarak çok üstün bir yerde görülen bu eser, özellikle başkahramanı George Amberson Minafer’in yaşadığı dramı ve yaşamındaki yıkıcı değişimi kucaklayabilmesini anlattığı enfes bölümleriyle, yüzbinlerce okurun kalbinde taht kurmuştur.
Güçlü ve zengin bir ailenin tek erkek çocuğu olarak oldukça şımarık ve başına buyruk yetiştirilen ve bilhassa annesi Isabel tarafından çok şımartılan Georgie, derin ama temkinli bir aşka tutulur. Bu sırada yaşamdaki durumu da tersine dönmeye başlar. Ailenin zamana ayak uyduramayışı ve giderek azalan gelirleri yanında, bir de miras kavgasının başlaması, ailenin sonunu hazırlamaktadır. Dedesi Albay Amberson’un vefatının ardından, borçlar yüzünden tüm mal varlığı satılır ve George ile halası kelimenin tam anlamıyla sokakta kalırlar. Yaşam, artık başka bir yüzünü göstermektedir onlara. Âşık olduğu kızın babası da kendi annesine âşıktır ve buna öyle bir tepki göstermiştir ki, aynı zamanda aile dostları da olan bu adamın yardımına gerçekten ihtiyacı olduğu halde gururuna yediremez ve aç kalmak pahasına, hep yaptığı gibi kafasının dikine gider. Bu asi genç, zamanla yaşamın bir kahramanı haline gelirken, bir yandan da tüm ülke ve ilişkiler de değişmektedir. Tüm eserleriyle yayın programımızda yer alacak olan Tarkington’ı seveceksiniz…

2.Zaman Temsilcisi
Sipariş için Gitti Gidiyor (Kargo ücretsiz)

Hayatınızda hiç, seçtiğiniz bir zaman dilimine seyahat edebilmeyi düşlediğiniz oldu mu? Ya da Antik Roma’da, büyük yangın sırasında 17. yüzyıl Londra’sında veya şu meşhur vahşi batıda bir haftalık bir gezinti yapabilseydiniz neler yapardınız, hiç düşündünüz mü?

Bunlar size ilgi çekici geldiyse, Zamanda Seyahat şirketinin size sunduğu büyülü gezilere hoş geldiniz…

Geoffrey Stamp, 21. yüzyılda yaşayan sıradan biriydi. Ta ki kendisi, bulunduğu dönem için bir Zaman Temsilcisi olarak seçilene kadar… Bir anda yaşamı, geri dönüşsüz bir şekilde değiştiği gibi, bin yıl sonraki torunlarının yaşamı da onun kararlarına ve cesaretine bağlanmıştı…

Zamanda yolculuk, uzaylı istilası, zamanda gezen turistler, zaman korsanları, ihanet, despotluk ve tabii aşk… Bilim kurgu türünün, son dönemde yazılan en özgün ve en zengin kurgularından biri… Soluksuz okuyacağınız bir macera sizleri bekliyor…

Kim bilir, belki de dinozorları yok eden gök taşından kaçma heyecanı sizi bekliyordur…

11 Mayıs 2013 Cumartesi

YAĞMUR SONRASI -SARAH JIO (TANITIM)



II. Dünya Savaşının tam ortasında yaşanan yasak aşk ve işlenen korkunç bir cinayet...


Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır... Ya yoksa?

Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından silemiyordur. Bora Bora Adasından adına gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını yeniden açar. 


1942 yazında, II. Dünya Savaşının en hararetli zamanında Bora Bora Adasında görev almak için orduya hemşire olarak katılan Anne, genç, güzel ve nişanlı bir kadındır. Ancak orada hiç hesap etmediği bir durumla karşılaşır. Aşk… Kalbini tutkuyla dolduran, yakışıklı asker Westry Greene karşı koyamaz. Kısa sürede aşkları, adadaki amber çiçekleri gibi filizlenirken, sazdan çatısı olan bir bungalovun altında gizli bir dünyayı paylaşırlar. Ta ki bir gece tüyler ürperten bir cinayete şahit olana kadar... Savaş rüzgârıyla ayrı yerlere savrulan çift, bir daha asla bir araya gelemez. Peki Anne, onca sene sonra çıkagelen bu mektubun izinden gidip taşıdığı vicdan azabını sonlandırabilecek midir? 



Ya siz, araya zaman, mekân, kişiler girse de gerçek aşkın peşinden gitmeye cesaret edebilir misiniz? 
Mart Menekşeleri ile gönüllere taht kuran Sarah Jiodan muhteşem bir başyapıt... Yağmur Sonrası ile tutkunun zaman tanımayan öyküsünü okurken, gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız. 



"II. Dünya Savaşında Pasifikin tam ortasında kalan, yürek burkan muhteşem bir aşk hikâyesi."
Kristin Hannah

Arkadya Yayınları'ndan yine harika bir kitap.
Şu an kitabı bitirme çok az kaldı en kısa zamanda yorum ile sizlerle.
Şu an için muhteşem ilerliyor.
Şimdilik sizi video ile baş başa bırakıyorum.


25 Nisan 2013 Perşembe

DELİDOLU YAYINLARI

Uzun zamandır facebook sayfasından takip ettiğim Delidolu Yayınları'nın Bir Başka Faust kitabının kapağını görünce bir tanıtım yazısının şat olduğunu anladım.Delidolu Yayınları'nın şimdilik en çok beğendiğim 4 kitabıyla ilgili kısa bir tanıtım yazacağım.
 
EŞLEŞME
Açıkçası bu kitabı görmeyen duymayan kaldı mı bilmem.Ama kapağı ve konusuyla pek çek kitapseverin okunacaklar listesine girdiğine eminim.
 Kimi seveceğinize, nerede çalışacağınıza, ne
zaman öleceğinize başkalarının karar verdiği bir dünya düşünün. Bu dünyada uzun bir hayata, harika bir işe, ideal bir eşe sahip olmak için neredeyse hiçbir bedel ödemek gerekmiyor ama bu seçimleri sizin adınıza başkaları yapıyor. Yapay bir cam fanusun içinde yaşadığınızı fark ediyorsunuz ve bilinen yegane hayat ile daha önce hiç kimsenin gitmeye cesaret edemediği bir yol arasında kalıyorsunuz. Yani mükemmeliyet ile tutku arasında...
Kitapları çevrildiği tüm dillerde çok satan Ally Condie'den muhteşem bir fantastik kurgu.
 
CANDOR
 
Ödenecek bedeller ağır olsa da farklı olmak çaba gerektirir.
Düzgün ve seviyeli insanların değişmez bir uyum içerisinde yaşadıkları, insan hayatını olumsuz yönde etkileyen hiçbir olgunun bulunmadığı örnek bir yaşam alanı... Temizliğin, sağlığın, huzurun ve uyumluluğun garantisini sunan ideal (!) bir toplum... Candora hoş geldiniz.
Her şeyin kendine has bir mükemmellik içerisinde işlediği sistematik bu yerleşim yerinde yaşamaya gönüllü olacak en sorunlu bireyler bile örnek birer vatandaş, kardeş, anne, baba veya çocuğa hızla dönüşebilir. Fakat tüm güzelliklerine rağmen Candor, üzeri cam bir fanusla kapatılmış şeffaf bir hapishane gibi. Candorda hissetmek, karar almak, söz sahibi olmak imkânsız; burada hiç kimsenin kendi gerçekliğini yaşama iradesi yok ve belki de en kötüsü, kimse bu tektipleştirilmişliğinin farkında bile değil.
Yalnızca Candorın kurucusu ve oğlu, bu düzenin dinamiklerine hükmedebilir. Fakat Candora yeni taşınan Nia adındaki genç, güzel ve asi kız da Oscarın ve bu kusursuz yerleşkenin tüm dengelerini altüst etmek üzere.
Oscarın bir tercih yapması gerek; Nia ile Candor, aşk ile güven, bilinmezlik ile sıradanlık arasında...
 
HIRSIZLAR SOSYETESİ
Facebook sayfasında paylaşılan alıntıyla başlayalım.
İnsanlar Las Vegas'a pek çok sebeple gelirdi. Bazıları zengin olmak istediği için, bazıları ise evlenmek istediği için. Bazıları kaybolmak, bazıları bulunmak isterdi. Bazıları oraya koşarak giderdi. Bazılarıysa oradan kaçardı. Las Vegas, Kat'e daima insanların hiçbir şey vermeden bir şeyler almayı umdukları koca bir hırsızlar şehri gibi gelmişti.
 
İyiliğe hizmet etmek için yapılan hırsızlığı okurken acaba  ön yargılarını unutucak mıyız?
Bence  kitabın konusunun okumak için başlıca nedenimiz olduğunu düşünüyorum.Özünde iyiği hizmet edecek bir hırsızlık,parçalanmış bir aileyi bir araya getirmek ve tabi ki aşk.Okunmaz mı?
 
BİR BAŞKA FAUST
 
İran'da doğup Avrupa'da büyümüş iki kardeşin, Goethe'nin ölümsüz eseri Faust'tan ilham alarak yazdığı BİR BAŞKA FAUST'ta şeytanla buluşmaya hazır mısınız?
İnsanoğlunun tüm zaaflarını,hırslarını,sınırlarını ve sırlarını ezbere bilen biriyle ,pazarlığa oturmadan önce göze alman gerken tek bir gerçeklik  var.Ruhunu tümüyle ona satmaya hazır mısın?
Hangi kitap kurdu şeytanla yapılacak bir anlaşmaya şahit olmak istemez ki?Hele de Faust'tan ilham alınmışsa ve böyle güzel bir kapakla bize sunulmuşsa.
 
YAYINEVİNİN
FACEBOOK SAYFASI İÇİN buraya
WEB SİTESİ İÇİNburaya
 
 

24 Ocak 2013 Perşembe

GÖLGE VE KEMİK-LEING BARDUGO TANITIMI

Bugün Martı Yayınları'nın göndermiş olduğu kargo ile mutluluktan uçtum. Özellikle kitap Gölge ve Kemik  olunca daha bir uçtum.Çünkü toplu kitap siparişimi ne yazık ki  kitap çıkmadan vermiştim. Hatta kitabı görünce bayağı bir hayıflanmıştım. Bu yüzden Martı Yayınları'na tekrar tekrar teşekkürler.
Kitaba yeni başladığım için şimdilik tanıtım yazısı ile yetineceğiz.

Onu yalnızca geçmişi... geleceği ise bir tek o kurtarabilir...
"Bekle!" diye sesimi yükselttim ama o çoktan arkasını dönmüştü. Kolunu tuttum, bizi izleyenlerden gelen şaşkınlık dolu seslere aldırış etmedim. "Bir yanlışlık olmalı. Ben... düşündüğünüz gibi..." Yavaşça bana dönüp kolunu tutan elime ters ters bakınca sustum. Elimi çektim ama öyle hemen geri adım atmayacaktım. "Ben düşündüğünüz kişi değilim," diye fısıldadım çaresizce.

Karanlıklar Efendisi biraz daha yakınıma geldi, sadece benim duyabileceğim bir sesle, "Kim olduğunu bildiğini hiç sanmıyorum!" dedi.


 Bunlarda övgülerin bir kısmı....


"Zengin fantastik öğelerle oluşturulmuş bir dünya, büyüleyici kurgu ve sizi kendine bağlayan duygusal bir kanca gibi... Sayfaları çevirirken kendinizden geçecek, final sahnesinde tüm tahminleriniz yanlış çıkacak ve doruk noktasında alnınızdan vurulmuşa döneceksiniz!"
Horn Book Magazine



"Bu büyüleyici dünya, içinde birçok tuzak barındırıyor. Mitolojiyle süslenmiş ve inandırıcı karakterlerle güçlendirilmiş roman sarsıcı sürprizlerle heyecanı ve adrenalini zirveye ulaştırıyor. George R. R. Martin ve J. R. R Tolkien hayranlarına özellikle tavsiye edilir."
RT Book Reviews



"Baş döndüren, eşsiz bir dünyada beklenmedik sürprizleri olan muhteşem bir kitap. Fantastik roman severlerin gözdesi olacak."

Library Journal




19 Ocak 2013 Cumartesi

ALTIN BİLEK YAYINLARI TANITIMLARI

Altın Bilek Yayınları facebook sayfası Şubat ayı için tanıtım ilanları çıkarmış. Zaten Öldüren Güzel yeterince beni öldürmemiş gibi bir de yanında 3 tane kitap daha var. Şu an en büyük acım kitap siparişimde sadece bir Altın Bilek yayını olması. Muhtemelen bugün elime geçecek  Henry James'in Ormandaki Yaratık kitabını okuyup inceliyeceğim ama 4 güzel kitabın tanıtım bültenini de sizlerle paylaşmamak olmaz.

Kitapları tanıtım yazılarından tanıyalım.

ÖLDÜREN GÜZEL-WAYNE SIMMONS -360 Sayfa
Dövme sanatçısı Star, bir sabah, günün ilk dövmesini yapmak için hazırlanırken, yaşadığı şehirde bir şeyler ters gitmeye başlamıştı. Belfast'te yaşayanlar derin bir uykuya dalıyorlardı. İnsanlar sokaklarda ölüyor, ani ölümler de pek çok kazaya sebep oluyor, adım adım bir kâbus çöküyordu şehre. Tüm altyapı yavaş yavaş çöküyorken televizyonlar susmaya, uçaklar yerlerinden kalkmamaya başladıklarında, şehri bir hayalet korku teslim alıyordu.
Kıyamet yaşanmaya başladığında, sağ kalan bir grup kahraman, hayatları pahasına da olsa, insanlığı kurtarmak ve ölümün nefesini şehrin üstünden kaldırmak için çabalamaya karar verdiler. Ama yaşamlarında gördükleri en korku, hayal kırıklığı ve öfke dolu kitleyle karşılaşacaklarını bilmiyorlardı. Ölümün üstesinden gelemeyeceklerini anlayan bu kahramanların yaşama tutunuşları ve ölümden kaçış maceraları, hayal edebileceğinizden daha öte bir kaos sunuyor size.

İKİ MEVLİT BİR ÖLÜ-MEHMET ERKAN-308 Sayfa
Sevdiğin adam evliyse onu sevmekten vazgeçebilir misin?
Yeliz hem en çok sevilen hem de en çok öldürülmek istenen. Onu bu kitaptaki herkes, kitabın yazarı da dahil olmak üzere istisnasız herkes öldürmek istiyor.
Emre, Faruk, Aysun, Sümeyye, Nesrin, Selçuk ve diğerleri... Bir ölüm sonrasında bir ölümü daha hazırlamak için bir araya gelmiş ruhlar gibiler. Peki ölen ve öldüren kim olacak? Güzel ve genç bir kadın, karizmatik bir erkek, uysal bir polis, aldatılan bir eş ve garip akrabalar. Mehmet Erkan kıskançlıklarıyla, hırslarıyla, dedikodularıyla akrabalık ilişkilerini ele alıyor. Akrabalık çemberinde sıkışmış bir yasak aşkı ve o çemberin etrafında gelişen cinayet planlarını anlatıyor... Güçlü anlatımı, tanıdık karakterleri, yaşamın geçtiği bildik sokakları ve herkesin zaman zaman dönmek zorunda kaldığı köşeleriyle tam da yaşadığımız ikilemleri gözler önüne seriyor roman.
Bir kadını kaç kişi öldürmek isteyebilir?
Bir kadını kaç erkek sevebilir?
Peki ya hangi sevgi gerçektir?

BAŞKA ÖYKÜLER -BAHADIR İÇEL-124 Sayfa
Başka Öyküler"i okumadan önce iki kez düşünün çünkü ömür boyu yüreğinize kök salıp sizi bir daha geri dönemeyeceğiniz karanlık ve sürprizlerle dolu bir diyarın derinliklerine çekebilirler.
Bir anda kendinizi doğaüstü güçler tarafından kovalanırken ya da televizyon ekranınızdan başka evrenlere bakarken bulabilirsiniz. Nereden geldiği belli olmayan yaratıklar sizden hayatınıza karşılık bir hikâye dinlemek isteyebilirler ya da çılgın bilim adamlarının garip bir denek hayvanına dönüşebilirsiniz.
Bu kitabın sayfalarını aralayıp içindeki öyküleri okumadan evvel yukarıda bahsi geçen konulara gerçekten kulak verin ve kendinize bu öykülerin neden "Başka" olarak adlandırılmış olabileceğini sorun.
Kimbilir belki siz de "Başka" birisinizdir...

ÖZGÜR RUH FİNİ-DIMITRIS MAMALOUKAS -323 Sayfa
"Bir savaş daha Fini, bunu da kazanacaksın küçüğüm, dayanıklı ol."
Minik bir bedenin, özgürlük için çarpan kocaman bir yüreğin, iç burkan hikâyesi Fini.
Fabrikaya hapsedilmiş, zorla çalıştırılıp insanlık dışı bir hayata mahkûm edilen Fini kaderini yenmeye karar verir... Bu mücadele, onu yaşamının hiç bilmediği taraflarına götürür.
"Sadece düşüncelerin hayatta kalıyor Fini.
Düşüncelerini senden almalarına izin verme.
Kim olduğunu unutma Fini.
Bana verdiğin sözü unutma
Sen tüm bunlara dayanacaksın küçüğüm."
Her türden zulmü, ezilmeyi, köleleştirilmeyi reddeden insanların distopik ve biraz da fantastik hayatta kalış öyküsü...
Dimitris Mamaloukas'nın kaleminden eşsiz bir insanlık dramı; bir başyapıt. Özgürlük tutkusu hiç bu kadar çarpıcı anlatılmamıştı...

İyi okumalar...