ALTIN BİLEK YAYINLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ALTIN BİLEK YAYINLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2019 Pazar

NEŞTER-PAUL CARSON

Kitabın Künyesi
Kitabı Adı: Neşter
Orijinal Adı: Scalpel
Yazarı: Paul Carson
Çevirmeni: Erdem Atik
Yayınevi: Altın Bilek Yayınları
Sayfa: 490

Dublin'deki Merkez Doğum Hastanesi'nde İrlanda'nın en zengin iş adamlarından biri olan Harry O'Brien'in oğlu Gordon dünyaya gelir.  Dünyaya gelişi hem çok zor hem de sancılı geçen Gordon'un hayatı daha bir kaç günlükken kaçırılmasıyla talihsizliğini sürdürecektir.

17 Kasım 2016 Perşembe

ORMANDAKİ YARATIK-HENRY JAMES

Kitap Künyesi
Adı:Ormandaki Yaratık
Yazarı:Henry James
Çevirmeni:Aslı Sena Özarpacı
Yayınevi: Altın Bilek Yayınları 
    Sayfa:80

İki karakter arası geçen mini bir hikaye.
 John Marcher ve May Bartram tesadüfen bir davette karşılaşıyorlar. John kadını tanıdığını düşünüyor,bir türlü nereden tanıdığını çıkaramasa da May ile muhabbete dalınca May ona nerede tanıştıklarını söylüyor.

6 Kasım 2015 Cuma

TUFANDA AŞK EZGİLERİ-İLKER BALKAN

Kitap Künyesi
Adı:Tufanda Aşk Ezgileri
Yazarı:İlker Balkan
Yayınevi: Altın Bilek Yayınları 
    Sayfa:122

Kitap bir sevgilinin aşkına yazdığı mektuplardan oluşuyor,mektupları okudukça ikilinin arasına yollar girdiğini anlıyoruz.Mektup yazanın ilk başta bu ilişkiye sıcak bakmadığını karşı tarafın onu başarılı şekilde ikna ettiğini artık mektup yazarının bu ilişkiye tutkuyla bağladığını okuyoruz.
20 tane mektubun ardından günlükleri de okuyup kitabı bitiriyoruz.

2 Şubat 2014 Pazar

MAHREMİYET-RUPERT THOMSON

Kitap Künyesi
Adı:Mahremiyet 
Yazarı:Rupert Thomson
Yayınevi: Altın Bilek Yayınları
Sayfa:293


1701 yılında manastırın başrahibesi Marguerite Louise heykeltıraş Geatano Zummo tarafında ziyaret edilir. Kısacık bir sohbetin ardından gizemlerle örtülü bir konuya dalacağımızı anlarız. Ve yeni bir bölümle Zummo tam 10 yıl öncesine döner. 

30 Ocak 2014 Perşembe

ALTIN BİLEK YAYINLARI YENİLERİ

PİRİ REİS'İN SIRRI-CENK KAYAKUŞ 

Çok güzel bir tanıtım fragmanı ile sizi baş başa bırakıyorum.


Türk tarihinin en önemli karakterlerinden biri olan ve çizdiği dünya haritası ile ünlenen Piri Reis’in yaşamının son yıllarında, dönemin padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle büyük bir hazinenin peşine düştüğü ortaya çıkar. Öte yandan da gizemli bir tarikat bu keşfin üzerine harekete geçer ve konuyla yakından ilgili olan ünlü bir tarih profesörünü kaçırır.

Piri Reis, 1513 tarihli ünlü haritasının ortaya çıkan parçasında bu hazine ile ilgili ipuçları bırakmıştır ve tarihin seyrini değiştirecek bir keşfin yapılması işten bile değildir. Hakan Geda, elindeki ipuçlarını birleştirmeyi başardığında, tarihin derinliklerine uzanan tehlikeli bir maceranın tam ortasına düştüğünü fark eder.



Peki ya hazinenin peşinde olan tarikat üyelerinin gücü, Hakan’ın önüne geçecek ve bu keşfi engellemeye yetecek mi?

Önce İstanbul’dan Antalya’ya, oradan da Hint Okyanusu’na kadar uzanan soluk kesici bir macera daha sizi bekliyor. Cenk Kayakuş, bu dördüncü romanında yine tarihin tozlu sayfalarına saklanmış derin bir sırra dikkat çekiyor ve okurlarını gizemle sarmalanmış muhteşem bir maceraya davet ediyor.


“Umut, kimilerinde ters çevrilmiş kırık bir kum saatinden dökülüp giden tanelerden bile hızlı tükenir. İnançlar yerini endişeye bıraktığında tüm mücadele ortadan kalkar, zihnin içinde tek yönlü bir savaş başlar. Aklın cepheleri teker teker istila edildiğinde, delirmek gerçeklikten sıyrılmanın en kolay yoluna dönüşür.”

Kitaptan
“Cenk Kayakuş, Türkiye'nin Dan Brown'lığına
soyunuyor adeta.”
Sabah

SOĞUK ÇELİK-PAUL CARSON



“Birinci sınıf bir gerilim kitabı.”
Sunday Tribune
“Kitabı okumaya başlamadan evvel ertesi sabah erken kalkmanız gerekmediğinden emin olun. Başladığınızda bitirmek için ertesi günü bekleyemeyeceksiniz.”
London Book Reviewer
Dublin’deki bir parkta genç bir kıza ait cansız bir beden bulunur. Kız, vahşice ölüme terk edilmiştir. Cesedin bulunuşunun ardından, olay yerine gelen ekipler, adli psikoloji uzmanının da katıldığı soruşturmayı derinleştirdikçe, bunun basit bir cinayet vakası olmadığı ortaya çıkıyordu. Bu gelişmeler hem Dublin polisi için hem de politikacılar için bir kâbusun başlangıcıydı. Bulunan kız, hükümetin en önemli projelerinden biri olan Kalp Vakfı’na ait Mercy Hastanesi’nin başına getirilen Amerikalı bir cerrahın kızıdır. 
Amerikan Hükümeti katilin bulunması için baskı yapmaya başlamışken, Mercy Hastanesi’nde Frank Clancy ise alışılmadık iki ölüm vakasıyla uğraşıyordu. İki soruşturmanın yönü de aynı tarafa dönmeye başladığında, işin içindeki herkes büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalacaktı.
Paul Carson, Son Görev ve Neşter’den sonra, okurlarını yeniden hastane koridorlarında büyük bir gerilimin içine sürüklüyor. İlk satırından son satırına dek temposu hiç düşmeyen Soğuk Çelik, İrlanda’nın en büyük suç yazarlarından biri kabul edilen ve kitapları milyonlar satan yazarın ustalık eserlerinden biri…
“Carson deha düzeyinde bir kurgu ustası ve öyküye hayat veren bir soluğu üflemeyi başarabilen nadir yeteneklerden.”
Sunday Tribune
“Soluk kesici öyküsü ve donanımlı karakterleriyle alkışı hak ediyor.”
GQ
“Yazar, Hannibal Lecter kadar gaddar ve kötü bir karakter yaratmış.”
Irish Times

TANRININ ÜVEY EVLATLARI-BAHADIR İÇEL

"Kerem, İstanbul’dan memleketi Kırklareli’ne döndüğünde, yaşamının sonsuza kadar değişeceğini bilmiyordu. Kendisini kadim bir güce karşı amansız bir mücadelenin içinde bulduğunda savaşmaktan başka şansı kalmamıştı.
Kırklareli’nde, ormanın derinlerinde yatmakta olan mistik bir güç, uyanmak üzereydi. Bu güç, ormanı kaplayan ağaçların yaprakları gibi yeşil, habis bir güçtü ve kendisine bu adı takmıştı, Yeşil…
Sadece bedenleri değil, ruhları da ele geçirmeye çalışan bu kadim kuvvete karşı insanoğlunun şansı var mıydı? Kerem, kendisini bu mahşeri felaketin tam göbeğinde bulduğunda, kurtulmak için yapabileceklerinin bütün insanlığı kurtuluşa götüreceğini biliyor muydu?
             İnsanlar bilmediklerinden korkarlar, karanlıktan, düşmanlardan, tehlikelerden… Peki ya korku, vücut bulup karşınıza çıksa ne yapardınız?
             Bahadır İçel,  Tanrının Üvey Evlatları’nda okuruna korkuyu sunuyor. Duyguları birer meta gibi zihnimize yerleştiriyor ve şairane bir anlatımla, uzun yıllar zihninizde yer edecek bir yazınsal şölen vadediyor.


KUZEY VE GÜNEY-ELIZABETH GASKELL
Viktorya Dönemi edebiyatının en özgün kadın kahramanlarından Margaret Hale ile tanışmaya hazır mısınız? 
Kuzey ve Güney, döneminin en önemli sosyal eleştirilerinden ve en tutkulu aşk hikâyelerinden birini barındıran ve yazarı Elizabeth Gaskell’a o muhteşem ününü kazandıran bir yazınsal şölen… Margaret Hale, yaşamının baharında yer değiştirerek farklı bir yaşamın içine girmek zorunda kalan genç bir kız olarak, karşısına çıkan ve üstesinden gelmesi gereken sorunlara ürettiği çözümlerle, dönemin okurları üzerinde düşünsel bir devrim gerçekleştirmiş gerçek bir kahramandır.
“Bugün şahit olduğum bu büyük acılardan sonra, artık nasıl güzel elbiseler giyip bu şık eğlencelere katılmaya devam edebilirim ki?”
Margaret’ın babası ise kendi cemaatlerinin bir papazı olarak hayatında meydana gelen değişimler ve şahit olduğu korkunç acılardan sonra, neredeyse inancını kaybetmek noktasına gelen bir adam halini alır. Ama yaşamın onlara oynadığı oyun yeni başlamaktadır… 
Her şeyi değiştiren bir tanışma… Delicesine bir aşk… Yürek yakan sorgulamalar… Tadı damakta kalan bir edebiyat şaheseri…
Kuzey ve Güney, yazılışından 160 yıl sonra, nihayet Türkçede… Üstelik büyük yazar Charles Dickens’ın kendi yayınevinden yayınlamak için yaptığı değişiklik ve yazarın onayını da almış düzeltmelerle birlikte…
“Mary Burton ile Kuzey ve Güney… Şanslı olan okurun denk gelebileceği ve okuyanların asla bir daha eski kişiler olamayacakları iki büyük başucu kitabı…”
Virginia Woolf
“Kuzey ve Güney, gerçek bir başyapıt… Tüm Gaskell eserleri kadar ihtişamlı ama hepsinin arasında daima zirvede.”
Wilkie Collins
“İlk okuduğumda adı Margaret Hale idi. İçerdiği zıtlık, toplumsal derinlik yanında duygusal derinliği de düşünerek, kitabın adının Kuzey ve Güney olmasında ısrar ettim. Bu kitap sadece enfes bir anlatı değil, aynı zamanda insanları ve sorunları yüzleştiren bir metin. Okudukça, daha iyi anlaşılacağı konusunda inancım tam.”
Charles Dicken

14 Ocak 2014 Salı

MAHREMİYET-RUPERT THOMSON(TANITIM)

Altın Bilek Yayınları'ndan çıkan çok güzel bir romanın tanıtımıyla karşınızdayız.
Gerek kapağı gerek konusuyla göz dolduran kitabımız pek çok kitapseverin ilgisini çekecek gibi duruyor.
1691 yılının Floransa’sı…
Rönesans daha gerçekleşmemiş, kentler büyük bir karanlık altında, herkes şüpheli, her şey yasak ve özgürlük ise ölümüne korkulan bir halde… Aydınlanma dönemi artık çok yakın ve toplumda bunun izlerini okumak mümkün olsa da, bilgi hâlâ en büyük güç ve sadece çok küçük bir zümrenin elinde…
Büyük suçlamalarla baş etmek zorunda kalan Geatano Zummo ise tüm bu karanlığın ortasında, kafasında aydınlanma fikirleri olan ama zor durumda kalan bir adam. Yirmi yaşındaki güzel kölesini önce serbest bırakmak, sonra da onu korumak adına hayatını ortaya koyan büyük bir kahraman… Kölesine duyduğu aşk, engizisyonun baskısı, siyasi çevrenin harareti, komplolar ve sonu gelmeyen entrikalar…
17. yüzyıl Fransa’sında geçen soluk kesen bir öykü, içinizi titretecek bir aşk hikâyesi, ayak oyunları, entrikalar ve ihanetlerle dolu bir çağın panoraması… Mahremiyet, adının aksine olmayan bir mahremiyeti ve bireysel dünyanın imkânsızlığını, aşkın karşı konulamaz halini ve cesaretin gücünü anlatıyor.

“Rupert Thomson’un 17. yüzyıl Floransa’sını anlattığı, entrikaları açığa vuran başyapıtı…”
Stephanie Merritt – The Guardian Gazetesi
“Bir yanda Medici ailesi üyesi dükler, diğer yanda ezilen ve fakir insanlar ve tabii aşkın öne geçilemez hali… Thomson bize olağanüstü bir okuma zevki sunuyor. Yeniden okumak istediğim çok az kitaptan biri…”
Allan Massie – The Scotsman Gazetesi
“İlham verici ölçüde gerçek, tutkunu olacak kadar şahane…”
Philippa Gregory – Boleyn Kızı’nın yazarı
“Gümüşten çığlıklar, altından gözyaşları ve çürümüş bir masumiyet… Bu devir ve bu muhteşem kurgu, tezatlar içinizi delip geçecek…”
Adam-Mars Johns – London Review of Books

10 Temmuz 2013 Çarşamba

ALTIN BİLEK YAYINLARI'NDAN İKİ YENİ KİTAP

  
Altın Bilek Yayınları Facebook sayfasında yeni kapak fotoğrafı olarak aşağıdaki fotoğrafı görünce gene  şahane kitaplarla  buluştuk Altın Bilek Yayınlar sayesinde dedim.
Özellikle kapakları konuşan iki kitabın konusu hakkında kısaca bilgilendirme yapayım.

1.Muhteşem Ambersonlar
Sipariş için Gitti Gidiyor (Kargo ücretsiz)
Booth Tarkington, Amerika’nın sanayileşen toplumuna getirdiği eleştiriler ve insan ilişkileri konusundaki yüksek duyarlılığı bir araya getirdiği 50’ye yakın kitap yayınlamış ve Pulitzer Ödülü’nü iki kez almayı başarmış 3 yazardan biri olmuştur. Orson Welles tarafından senaryosu da yazılan bu kitap, 2 kez de filme uyarlanmıştır. Muhteşem Ambersonlar, yazarın en çok ilgi gören ve Pulitzer Ödülü almasını sağlayan romanıdır. Yazın kalitesi olarak çok üstün bir yerde görülen bu eser, özellikle başkahramanı George Amberson Minafer’in yaşadığı dramı ve yaşamındaki yıkıcı değişimi kucaklayabilmesini anlattığı enfes bölümleriyle, yüzbinlerce okurun kalbinde taht kurmuştur.
Güçlü ve zengin bir ailenin tek erkek çocuğu olarak oldukça şımarık ve başına buyruk yetiştirilen ve bilhassa annesi Isabel tarafından çok şımartılan Georgie, derin ama temkinli bir aşka tutulur. Bu sırada yaşamdaki durumu da tersine dönmeye başlar. Ailenin zamana ayak uyduramayışı ve giderek azalan gelirleri yanında, bir de miras kavgasının başlaması, ailenin sonunu hazırlamaktadır. Dedesi Albay Amberson’un vefatının ardından, borçlar yüzünden tüm mal varlığı satılır ve George ile halası kelimenin tam anlamıyla sokakta kalırlar. Yaşam, artık başka bir yüzünü göstermektedir onlara. Âşık olduğu kızın babası da kendi annesine âşıktır ve buna öyle bir tepki göstermiştir ki, aynı zamanda aile dostları da olan bu adamın yardımına gerçekten ihtiyacı olduğu halde gururuna yediremez ve aç kalmak pahasına, hep yaptığı gibi kafasının dikine gider. Bu asi genç, zamanla yaşamın bir kahramanı haline gelirken, bir yandan da tüm ülke ve ilişkiler de değişmektedir. Tüm eserleriyle yayın programımızda yer alacak olan Tarkington’ı seveceksiniz…

2.Zaman Temsilcisi
Sipariş için Gitti Gidiyor (Kargo ücretsiz)

Hayatınızda hiç, seçtiğiniz bir zaman dilimine seyahat edebilmeyi düşlediğiniz oldu mu? Ya da Antik Roma’da, büyük yangın sırasında 17. yüzyıl Londra’sında veya şu meşhur vahşi batıda bir haftalık bir gezinti yapabilseydiniz neler yapardınız, hiç düşündünüz mü?

Bunlar size ilgi çekici geldiyse, Zamanda Seyahat şirketinin size sunduğu büyülü gezilere hoş geldiniz…

Geoffrey Stamp, 21. yüzyılda yaşayan sıradan biriydi. Ta ki kendisi, bulunduğu dönem için bir Zaman Temsilcisi olarak seçilene kadar… Bir anda yaşamı, geri dönüşsüz bir şekilde değiştiği gibi, bin yıl sonraki torunlarının yaşamı da onun kararlarına ve cesaretine bağlanmıştı…

Zamanda yolculuk, uzaylı istilası, zamanda gezen turistler, zaman korsanları, ihanet, despotluk ve tabii aşk… Bilim kurgu türünün, son dönemde yazılan en özgün ve en zengin kurgularından biri… Soluksuz okuyacağınız bir macera sizleri bekliyor…

Kim bilir, belki de dinozorları yok eden gök taşından kaçma heyecanı sizi bekliyordur…

6 Mayıs 2013 Pazartesi

OTUZ DOKUZ BASAMAK-JOHN BUCHAN

Kitap Künyesi
Adı:Otuz Dokuz Basamak
Yazarı:John Buchan
Yayın evi:Altın Bilek Yayınları
Sayfa:168
Okumayı çok istediğim halde bir türlü okuyamadığım Altın Bilek Yayınları'nın okuduğum ilk romanı Otuz Dokuz Basamak oldu.
Kitap  Richard Hannay'ın Afrika'dan İngiltere'ye yerleşen ama sıkıntıdan tekrar Afrika'ya dönmeye karar veren maden mühendisiyken kendini bir anda uçsuz bucaksız bir komplonun içinde bulmasıyla gelişen olayları anlatıyor.
Olayın 1. Dünya Savaşı'nın hemen öncesini anlattığı
ve  savaş öncesi dönemi anlatan varsayımların  yazarın ait olduğu sınıf neticesiyle sorgulanabilir olduğunu belirtmek gerek.
Her şey komşusu Scudder'in ondan yardım istemesiyle başlıyor. Scudder Avrupa'yı anlaşamazlığa sürükleyecek olan grubun planlarına erişmiş ama grubun da radarına  girmiştir. Grup planların bilen kişiyi öldürmek için elinden geleni yapacaktır. Scudder kendini öldürmüş süsü verip Hannay'a sığınır, Hannay onu kabul eder. Ama ,belki de savaş başlatacak bu komplo ile ilgili planlara dikkatini vermez ve keşke dikkat etseydi denecek olan olay gerçekleşir. Scudder öldürülür. Hannay kaçmak zorunda kalır. Ama Scudder'in savaşı durdurma görevini de üstlenir. Hannay mekandan mekana ,şekilden şekle atlayarak peşindekileri atlatmaya çalışır.
Hannay düşmanlarından kurtulabilecek mi? Planları çözebilecek mi? Düşmanları durdırabilecek mi?
Otuz Dokuz Basamak ilk gerçek casus macerasıymış. Üstelik Alfred Hitchcock yönetmenliğinde sinemaya uyarlanmış.
 
168 sayfada Hannay oradan oraya koşturdu ki okurken benim bile şaftım kaydı. Gayet sürükleyici bir casusluk romanı. Şifreler,casuslar,komplolar derken bir bakmışsınız kitap bitmiş.Kısacası şöyle bir gerileyi,heyecanlanayım içinde casusluk da olsun çabucak da bitirebileceğim kadar akıcı olsun istiyorsanız tavsiyelerimi taşır.
Alıntılara geçersek...
 "Bence ölüm,uyandığınızda pencereden gelen çimenlerin kokusunu duymak ve güze bir yaz gününü bulmak üzere çok yorgunken derin bir uykuya dalmaya benziyor olmalı."
"Komşum paranın  vicdanı ve vatanı olmadığını söylüyordu."
"Ortalama olmayan her şeye inanırım.Güvensizliği hak edecek tek şey çok normal olanıdır."
 
 

19 Ocak 2013 Cumartesi

ALTIN BİLEK YAYINLARI TANITIMLARI

Altın Bilek Yayınları facebook sayfası Şubat ayı için tanıtım ilanları çıkarmış. Zaten Öldüren Güzel yeterince beni öldürmemiş gibi bir de yanında 3 tane kitap daha var. Şu an en büyük acım kitap siparişimde sadece bir Altın Bilek yayını olması. Muhtemelen bugün elime geçecek  Henry James'in Ormandaki Yaratık kitabını okuyup inceliyeceğim ama 4 güzel kitabın tanıtım bültenini de sizlerle paylaşmamak olmaz.

Kitapları tanıtım yazılarından tanıyalım.

ÖLDÜREN GÜZEL-WAYNE SIMMONS -360 Sayfa
Dövme sanatçısı Star, bir sabah, günün ilk dövmesini yapmak için hazırlanırken, yaşadığı şehirde bir şeyler ters gitmeye başlamıştı. Belfast'te yaşayanlar derin bir uykuya dalıyorlardı. İnsanlar sokaklarda ölüyor, ani ölümler de pek çok kazaya sebep oluyor, adım adım bir kâbus çöküyordu şehre. Tüm altyapı yavaş yavaş çöküyorken televizyonlar susmaya, uçaklar yerlerinden kalkmamaya başladıklarında, şehri bir hayalet korku teslim alıyordu.
Kıyamet yaşanmaya başladığında, sağ kalan bir grup kahraman, hayatları pahasına da olsa, insanlığı kurtarmak ve ölümün nefesini şehrin üstünden kaldırmak için çabalamaya karar verdiler. Ama yaşamlarında gördükleri en korku, hayal kırıklığı ve öfke dolu kitleyle karşılaşacaklarını bilmiyorlardı. Ölümün üstesinden gelemeyeceklerini anlayan bu kahramanların yaşama tutunuşları ve ölümden kaçış maceraları, hayal edebileceğinizden daha öte bir kaos sunuyor size.

İKİ MEVLİT BİR ÖLÜ-MEHMET ERKAN-308 Sayfa
Sevdiğin adam evliyse onu sevmekten vazgeçebilir misin?
Yeliz hem en çok sevilen hem de en çok öldürülmek istenen. Onu bu kitaptaki herkes, kitabın yazarı da dahil olmak üzere istisnasız herkes öldürmek istiyor.
Emre, Faruk, Aysun, Sümeyye, Nesrin, Selçuk ve diğerleri... Bir ölüm sonrasında bir ölümü daha hazırlamak için bir araya gelmiş ruhlar gibiler. Peki ölen ve öldüren kim olacak? Güzel ve genç bir kadın, karizmatik bir erkek, uysal bir polis, aldatılan bir eş ve garip akrabalar. Mehmet Erkan kıskançlıklarıyla, hırslarıyla, dedikodularıyla akrabalık ilişkilerini ele alıyor. Akrabalık çemberinde sıkışmış bir yasak aşkı ve o çemberin etrafında gelişen cinayet planlarını anlatıyor... Güçlü anlatımı, tanıdık karakterleri, yaşamın geçtiği bildik sokakları ve herkesin zaman zaman dönmek zorunda kaldığı köşeleriyle tam da yaşadığımız ikilemleri gözler önüne seriyor roman.
Bir kadını kaç kişi öldürmek isteyebilir?
Bir kadını kaç erkek sevebilir?
Peki ya hangi sevgi gerçektir?

BAŞKA ÖYKÜLER -BAHADIR İÇEL-124 Sayfa
Başka Öyküler"i okumadan önce iki kez düşünün çünkü ömür boyu yüreğinize kök salıp sizi bir daha geri dönemeyeceğiniz karanlık ve sürprizlerle dolu bir diyarın derinliklerine çekebilirler.
Bir anda kendinizi doğaüstü güçler tarafından kovalanırken ya da televizyon ekranınızdan başka evrenlere bakarken bulabilirsiniz. Nereden geldiği belli olmayan yaratıklar sizden hayatınıza karşılık bir hikâye dinlemek isteyebilirler ya da çılgın bilim adamlarının garip bir denek hayvanına dönüşebilirsiniz.
Bu kitabın sayfalarını aralayıp içindeki öyküleri okumadan evvel yukarıda bahsi geçen konulara gerçekten kulak verin ve kendinize bu öykülerin neden "Başka" olarak adlandırılmış olabileceğini sorun.
Kimbilir belki siz de "Başka" birisinizdir...

ÖZGÜR RUH FİNİ-DIMITRIS MAMALOUKAS -323 Sayfa
"Bir savaş daha Fini, bunu da kazanacaksın küçüğüm, dayanıklı ol."
Minik bir bedenin, özgürlük için çarpan kocaman bir yüreğin, iç burkan hikâyesi Fini.
Fabrikaya hapsedilmiş, zorla çalıştırılıp insanlık dışı bir hayata mahkûm edilen Fini kaderini yenmeye karar verir... Bu mücadele, onu yaşamının hiç bilmediği taraflarına götürür.
"Sadece düşüncelerin hayatta kalıyor Fini.
Düşüncelerini senden almalarına izin verme.
Kim olduğunu unutma Fini.
Bana verdiğin sözü unutma
Sen tüm bunlara dayanacaksın küçüğüm."
Her türden zulmü, ezilmeyi, köleleştirilmeyi reddeden insanların distopik ve biraz da fantastik hayatta kalış öyküsü...
Dimitris Mamaloukas'nın kaleminden eşsiz bir insanlık dramı; bir başyapıt. Özgürlük tutkusu hiç bu kadar çarpıcı anlatılmamıştı...

İyi okumalar...