26 Aralık 2021 Pazar

KUM KİTABI - JORGE LUIS BORGES

Kitabın Künyesi
Kitabın adı: Kum Kitabı
Orijinal Adı: El Libro di Arena
Yazarı: Jorge Luis Borges
Çevirmeni: Yıldız Ersoy Canpolat
Yayınevi: İletişim Yayınları
Sayfa: 104


Aylar önce bir arkadaşımın ısrarı üzerine Borges’in bir öyküsünü okumuştum ve tam manasıyla özümseyemediğim için pek fazla ilgimi çekmemişti ama gene de ilerisi için bir kitabını alıp, okumalıyım demiştim kendimi. İşte o kitap Kum Kitabı oldu, kitabın 13 öyküden ve bir de sondeyişten oluştuğunu belirteyim. Kitabı genel olarak değerlendirirsem öykülerin çoğunun çıkış noktası oldukça farklı, bazıları için yazar bunu nasıl akıl etmiş helal olsun demekten kendimi alamadım. Akla gelmeyecek kurgular ince bir şekilde işlenmiş. Ayrıca yazar öykülerindeki fantastik ögelerini yazarken oldukça gerçekçi hissettirebilmeyi başarmış.
Yazarın dilini beğendiğim gibi çeviride laf söylenmeyecek kadar başarılı olmuş. 
Eklenecek en önemli nokta ise Borges’in hayatımda okuduğum en kültürlü yazar olduğu. Evet yazar her hikayesinde mutlaka birikimlerini yansıtmış. Ama göndermeler benim gibi daha okuyacak çok kitabı olan birinin bilmediği eserlere göndermelere olunca alacağım tat ne yazık ki azaldı. Bir de aynı durumdan kaynaklanan diğer durum yazarın öykülerdeki metaforlarının hepsini anlamlandıramamış olmam. Ama bunların hiçbiri Borges okumaya mani değil, olamaz. Ara ara okumaya devam edeceğim yazarlardan biri oldu kendisi.

Gelelim öykülere.
1.Öteki
Karakterin geçmişteki haliyle bir bankta karşılaşmasıyla gelişen diyaloglar. 
Kitaptaki en sevdiğim öykülerden biri, özellikle sonu ve paranın üzerindeki tarih vurucu yerleri.

“Senin o ezilmiş ve aşağılanmış yığınların  yalnızca soylu kavramlar, dedim ona. Yalnızca bireyler varolurlar, eğer herhangi bir kişi varolmuşsa. Bir Yunanlı, dünün insanı bugünün insanı değildir, demiş. Cenevre’deki ya da Cambridge’deki şu bankta oturmuş olan biz ikimiz belki de bunun kanıtıyız.”

“Şiir, eğer onu gerçekleşen bir olayın öyküsü değil de, çok güçlü bir isteğin dışa vurumu gibi algılarsak güzeldir.”

2.Ulrike
Öteki öyküsüne benzeyen kitap. Feminist bir kadın ile bir adamın aşkına kısa bir süreliğine konuk oluyoruz.

3.Kongre
Kitaptaki en uzun öykü. Anlatıcı olayı yaşayanların hepsinin öldüğünü duyunca, başlıyor Kongre’yi anlatmaya. 
Burada Kongre’nin kurucusunun son konuşmasını gerçekten etkileyici ve anlamlıydı. 

“Yalnızlık bana acı vermiyor: insanın kendisini ve kendi davranışlarını hoşgörmesi zaten yeterince zor.”

4.There Are More Things
Vefat eden amcasının evininin alınıp, yeniden inşa edilmeye çalışılması üzerine gelişen olaylar yeğenin merakını cezp eder, o da bu işi araştırmaya koyulur. 
Biraz korku biraz gerilim içeren mini bir hikaye.
“Bir şeyi görebilmek için onu anlamak gerekir. Koltuk insan bedenini, eklemlerini ve tüm organlarını önceden kabullenir; makas da kesme eylemini. Bir lamba ya da bir taşıt için ne demeli? Bir vahşi misyonerin İncil’ini algılayamaz; bir gemi yolcusu halatları tayfaların gördüğü gibi göremez. Evreni gerçekten görebilmiş olsaydık belki onu anlardık.”

5.Otuzlar Mezhebi
Dine başka bir açıdan bakan bir grubun hikayesi, açıkçası en az sevdiğim hikaye buydu. 

6.Armağanlar Gecesi
İlk aşk, ilk ölüm… Bu hikayede sevdiklerimin arasına giriverdi.

7.Ayna ve Maske
Bir kralın bir ozandan şiir yazmasını istemesiyle başlayan bir hikaye. Yazarın farkını hissettirdiği, sonuyla akıllara yerleşebilen hikayelerden biri.

9.Yorgun Bir Adamın Düş Ülkesi
Kitaptaki en fantastik hikayelerden biri, her nasılsa geleceğe giden bir adamın oradaki başka bir adamla yaptığı sohbetler üzerine kurulu. 
“Hiç kimse iki bin kitap okuyamaz. Yaşadığım dört yüzyıl boyunca okuduğum kitaplar yarım düzineyi geçmez. Zaten önemli olan okumak değil, yeniden okumaktır. Şimdi batmış olan basımevleri insanoğluna en büyük kötülüğü yaptı, ve gereksiz metinleri  başdöndürücü bir hızla çoğalttı.”

10.Düzenbazlık
Kitaptaki ayakları yere basan ender hikayelerden biri. Bir üniversitede önemli bir kongre için seçilecek bir adayın nasıl seçildiğini hikayesi. Yazarın vermek istediği mesaj anlayana.

11.Avelino Arredondo
Gene ayakları yere basan bir öykü. Arredondo sıradan yaşamına son verip kendine eve kapatıyor, hikayenin sonunda ise bu olayın nedeni ortaya çıkıyor.

12.Kurs
Bir ormancı ve bir kral… Kurs kimdeyse kral odur.  

13.Kum Kitabı
Bir İncil satıcısı evine gelip, ona ne başı ne sonu olan Kum Kitabı’nı satmasıyla karakterimizin hayatı değişecektir. Sanırım kitabın en sevdiğim hikayesiydi, hele yaprak  en iyi ormanda gizlenir ilkesi…

“Umarım çalakalem yazdığım bu notlar bu kitabımızı harcamamıştır ve içindeki düşer, şu anda onu kapatanların konuksever düşgüçlerinde dallanıp budaklanmayı sürdürücektir.”
Not: Kitabı yıllar önce okumuş ve yorumunu o zaman yazmıştım lakin bir türlü yayınlayamamışım, o yüzden kitap ne yazık ki zihnimde silikleşmiş. 

8 yorum:

  1. Güzel, detaylı bir tanıtım olmuş. İlgimi çekti kitap, yazarı hiç okumamıştım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler umarım yazarla tanışır ve kitaplarını seversiniz :)

      Sil
  2. Yoğun bir dönemde kısa hikayelerden oluşan bir kitap okumak çok iyi oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bu aralar hep yoğunum öykü kitapları ideal olabilir :)

      Sil
  3. Bende içinde bir çok hikaye olan kitapları okumayı çok seviyorum. Daha derin geliyor bana.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında öykü kitaplarına düşkün değilim ama yoğun dönemler için ideal :)

      Sil
  4. Yazarı daha önce okumadım. İletişim Yayınları'nın çevirisi çok iyi oldu. Klasiklerde onları tercih etmeye çalışıyorum. Keşke fiyatları daha uygun olsa, diğer yayınevlerine göre pahalı kalıyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazarın kitaplarını Can Yayınları da basmaya başladı, sanırım o daha uygun fiyatlı :)

      Sil