23 Eylül 2017 Cumartesi

THE ORVILLE 1. SEZON 1. BÖLÜM (2017)

Yeni dizilerle tanışmak bu aralar sıkça gerçekleştirdiğim eylemler arasında yerini aldı. Bir süredir yeni dizileri takip listeme almaktan özellikle kaçındığım için ters tepme durumu oluştuğunu düşünmeye başladım.
The Orville bizi 2418 yılına, teknolojinin çağ atladığı döneme götürüyor.
Eşi Kelly (Adrianne Palicki)  tarafından ihanete uğrayan Ed Mercer (Seth MacFarlane) ile tanışıp zamanın bir yıl atlamasını seyrediyoruz ilk dakikalar. 
Bir yıl sonrasında amiralin odasına çağrılıyor Ed, amiral ona son bir yılda yaşananlar düşünülürse sana bu şansı vermezdik ama şu an gemi fazla kaptan az, bu yüzden seni hazırsan orta seviyeli keşif gemisi Orville'e kaptan olarak atıyoruz diyor.

Ed teklife balıklama atlıyor. Amiral ona ikinci kaptanın ve dümencinin olduğunu söyleyince de dümenci olarak olaylı geçmişi olan arkadaşı Gordon Malloy'u (Scott Grimes) önerip amiralden onay alıyor.
Gordon ve Ed Orville'e ulaşıp geminin mürettebatı ile tanışıyorlar.
Farklı türleri içinde bulunduran mürettebatla tanışmanın ardından yola koyulan gemiye ikinci kaptan olarak Ed'in eski eşi Kelly atanınca olanlar oluyor.

Bizlere de hem mürettebatın maceralarını izlemek hem de eski karı kocanın akıbetini merak etmek kalıyor.
The Orville Star Trek serisini parodisi olduğu için seriyi izleyenlerin ilk görüşte aşina olacağı bir yapım.
Absürt komedi tarzında bizlere sunulan ilk bölümün pek beğenimi kazanmadığını söyleyeyim. Lakin dizinin çok rahatlatıcı olduğunu, izleyeni yormadığını hatta samimi olduğunu belirterek diziyi arada sırada kafa dağıtmak için izlemeye devam edeceğimi ekleyeyim. Hoş dizinin çok uzun ömürlü olacağını sanmıyorum orası ayrı.
İlk olarak Ed karakterinin canlandıran Seth MacFarlane'nin Family Guy'un yaratıcısı, Family Guy'daki zeka eseri şeyleri The Orville'nin ilk bölümünde göremedim, sadece bir kaç esprinin dişe dokunurdu.
Absürt takılan yerler hiç başarılı değildi. Zaten  absürt komedinin insanları güldürebilmesi bence çok zor. Başardıklarında ise ortaya muazzam bir iş çıkıyor, dizi Star Trek parodisi olduğu için ilerleyen bölümlerde yolunu bulabilir.
İkincisi görsel efektlerin başarısı, abartmıyorum dizi bu açıdan resmen göz dolduruyordu. Hiçbir şeyden kaçınmamışlar.
Akabinde kurgu var, özellikle eski karı koca kısmını klişe bulsam da bağımsız maceraların güzel olacağını düşünüyorum. İlk bölümde her şey biraz fazla hızlı gelişti ama ilerleyen bölümler daha detaylandırılır büyük ihtimalle.
Son söz aslında mizahi yönü toparlansa daha doğrusu absürt komedinin hakkını verebilseler ortaya çok başarılı bir yapım çıkabilir şu an sadece biraz şans verip, ilerisini görmemiz gerekiyor bu yüzden Star Trek, absürt komedi vb. ilginiz yoksa hiç bulaşmayın varsa bir kaç bölüm şans verin.

Güncelleme: Yazıyı yayınlamadan önce 2. bölümü izledim, ayrı bir başlık açmak yerine kısaca buraya not düşeyim: 2. bölüm bir kaç nokta hariç gayet iyiydi, özellikle hayvanat bahçesi göndermesi süperdi. İlerleyen bölümler eksikliklerini kapatacağına inancım bayağı arttı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...